Öğrenmeniz Gereken İngilizce Kelimeler

Ally: Müttefik, dost, birleşmek, ittifak
Aloud: Yüksek sesle Associate: Ortak, arkadaş, dost, birleştirmek, çağrıştırmak, bağdaştırmak, ilişkilendirmek
Assure: Sağlamak, temin etmek, garanti etmek
Awfully: Çok, son derece, müthiş bir şekilde
Awkward: Garip, beceriksiz, sakar, ters, kullanışsız
Bad-tempered: Kötü huylu, aksi, ters
Behalf: Adına Bend: Viraj, dirsek, eğmek, eğilmek
Bid:Teklif, ihale, teklif vermek, fiyat vermek, deklare etmek, söylemek
Bin: Çöp kutusu, kova, kutu, ambar, kömürlük
Breed: Cins, tür, nesil
Chase: Takip, kovalama, peşine düşmek
Cheat: Hile, dolandırıcı, aldatmak
Chop: Doğramak, kesmek, azaltmak
Concrete: Beton, somut
Confine: Sınırlamak, hapsetmek
Confront: Karşı koymak, karşı karşıya kalmak, yüzleştirmek, karşılaştırmak
Convenient: Uygun, elverişli, kullanışlı
Cope: Başa çıkmak, uğraşmak, üstesinden gelmek
Core: Çekirdek, göbek, merkez
Cottage: Kulübe, kır evi
County: İlçe, yerel yönetim bölgesi
Craft: Zanaat, sanat, beceri, hüner, gemi
Crisp: Gevrek, sert, kıtır kıtır, canlı, kuru
cupboard: dolap
curb: frenlemek, sınırlamak, zaptetmek
curious: meraklı, tuhaf, ilginç
curl: kıvırmak, bukle
curve: eğri, kavis, viraj
customs: gümrük, gelenekler
damp: nem, rutubet
dare: cesaret etmek, meydan okumak
debate: tartışma, müzakere
decay: çürüme, bozulma
decline: düşüş, azalma, geri çevirme
elaborate: ayrıntılı, özenli
defeat: yenilgi
definite: kesin, belirli
deliberate: kasıtlı delicate: hassas, narin
depend: bağlı olmak
depress: sıkmak, moralini bozmak
depth: derinlik, dip
derive: türetmek, çıkarmak
deserve: hak etmek, layık olmak
Dissolve: Eritmek, dağıtmak, fesh etmek
Divorced: Boşanmış, ayrılmış
dot: nokta, küçük işaret
draft: tasarı, taslak, görevlendirmek
Dull: Donuk, mat, sıkıcı, soluk
Dump: Çöplük
Duty: Görev, hizmet
Edition: Baskı, yayın, tiraj
elegant: zarif, şık, mükemmel
embarrassed: mahcup, utangaç
Emerge: Çıkmak, ortaya çıkmak
encounter: karşılaşma, rastlaşma
engaged: meşgul, nişanlı
Enquiry: soruşturma, araştırma
Entertain: Ağırlamak, misafir etmek, eğlendirmek
Entitle: Yetki vermek, hak vermek, ünvan vermek
Envelope: Zarf
equivalent: eş değer
essay: deneme, girişim
Estate: Arazi, mülk, miras
evil: kötü, günah
Exaggerated: abartılı
Exclude: Dışlamak, dışında, hariç tutmak, çıkarmak
Excuse: Bahane, mazeret, bağışlamak, affetmek
Executive: Yönetici, idareci, yürütme, yönetim
Extend: Uzatmak, genişletmek, yaymak
facility: tesis
Faint: Sönük, soluk, zayıf, baygın
Faith: İnanç, iman, güven, niyet
Fasten: Tutturmak, bağlamak
Faucet: Musluk
Feather: Tüy
Fellow: Aynı durumda veya aynı yolda olan kişiler için kullanılır, yoldaş, dost, arkadaş, ortak, adam
Fence: Çit ile çevirmek, parmaklık, çit
Fetch: Almak, getirmek, çekmek
Fever: Ateş, hararet, heyecan
Fixed: Sabit, değişmez, belirlenmiş
Flavour: Lezzet, tat
Flesh: Et, deri, insan ve hayvan vücudundaki deri ile kemik arasındaki yumuşak doku, meyve ve sebzelerin yumuşak kısmı
Flour: Un
Flow: Akış, akım, akmak
Fold: Katlama, kıvrım, katlamak, kıvırmak, cemaat
Fork: Çatal, çatalla kaldırmak, bölünmek
Frame: Çerçeve, çerçevelemek
Frightened: Korkmuş, ürkmüş
Fund: Fon, sermaye, kaynak, finanse edilmek
Funeral: Cenaze, cenaze töreni
Fur: Kürk, post
Further: Daha fazla, daha ileri, ek
Gamble: Kumar, riskli girişim, kumar oynamak
Gap: Boşluk, fark, aralık, uçurum
Garbage: Çöp, süprüntü, zırva, boş laf
Gasoline: Benzin
Gear: Dişli, vites, vitese takmak
Genuine: Gerçek, hakiki, samimi, içten
Glue: Tutkal, yapıştırıcı, yapıştırmak
Hammer: Çekiç, tokmak
Handle: Sap, kol
Heal: İyileşmek, iyileştirmek, düzeltmek
Hence: Bundan dolayı
Hesitate: Tereddüt, çekinmek, tereddüt etmek
Highlight: En ilginç, en iyi, parlak, önemli olay, vurgulamak
Hip: Kalça
Hire: Kiralama
Hollow: Boşluk, çukur, delik
Hook: Kanca, çengel, kancayı takmak
Horizontal: Yatay, düz
Horn: Boynuz
Household: Ev halkı
Humorous: Komik, gülünç
impose: uygulamaya koymak, zorlamak, yüklemek, empoze etmek, dayatmak
impressed: etkilenmek
impress: etkilemek, etki, iz
increasingly: giderek, artan bir şekilde, gitgide artarak
indicate: belirtmek, göstermek
indoor: içeri, iç mekan, kapalı
inevitable: kaçınılmaz
infected: zararlı bakteri içeren, bakteriden ya da virüsten etkilenen
ingredient: bileşen, unsur, malzeme, bir şeyin yapılmasını sağlayan maddelerden biri
initially: başlangıçta, ilk olarak
initiative: girişim, ilk adım
inner: iç, dahili
instance: örnek
insult: hakaret, aşağılama, hakaret etmek, onurunu kırmak
interpretation: yorumlama
invent: icat etmek, bulmak
invitation: davet
invite: davet etmek, çağırmak
irritated: tedirgin, kızgın, sinirli
Keen: İstekli, meraklı, hevesli, zeki, keskin
Knit: Örgü, kaynaşmak
Landscape: Manzara
Lane: Şerit, dar yol, kulvar
Latter: İkincisi, sonra gelen
Launch: Başlatmak, denize indirmek, fırlatmak
Layer: Katman, tabaka
Lean: Eğilmek, dayanmak, yaslanmak
leather: deri
lend: vermek, ödünç vermek, borç vermek
lid: kapak, göz kapağı
Loose: Gevşek, serbest
lorry: kamyon
Lover: Sevgili, aşık, dost
Loyal: Sadık, vefalı
Lump: Parça, yumru, şişlik
Mad: Deli, kızgın, çılgın
Magic: Büyü, sihir, sihirbazlık
Manner: Tavır, tarz, tutum, davranış
Means: Araç, vesile
Merely: Sadece, yalnız
Mild: Hafif, yumuşak, ılıman
Missing: Kayıp, eksik
Motion: Hareket, devinim
Mud: Çamur
Multiply: Çarpma
pattern: model
shape: şekil
straight: düz
pair: çift
pound: dövmek
sight: görüş
thick: kalın
path: yol
rope:ip, halat
row: sıra
wire: tel
phrase: ifade
plain: düz
solid: katı
sort: çeşit
vowel: sesli, ünlü
steel: çelik
proper: doğru, uygun
supply: tedarik, sağlamak
root: kök
rubber: kauçuk, lastik
sail: yelken
smooth: düzgün, düzeltmek, sakinleştirmek
supper: akşam yemeği
trail: iz
wheat: buğday
rough: kaba
shut: kapamak
particle: parçacık
pie: turta, tart, pasta
pond: gölet
rod: çubuk
slghtly: hafifçe
steady: sabit, sarsılmaz
tie: kravat, bağlamak
pitch: perde, zift, saha
pure: saf, temiz
ranch: çiftlik
barn: ahır
slip: kaymak
straw: saman
strip: şerit, bant
thread: iplik
tin: kalay
whisper: fısıltı
wool: yün
needle: iğne
nod: başla onaylamak
orbit: yörünge
outline: taslak, özet, plan
silk: ipek
pony: midilli
refer to: e değinmek
stretch: germek, uzatmak
swing: salıncak, sallanmak
thee: sana
trick: hile
pale: solgun
pour: dökmek
pupil: öğrenci, gözbebeği
rear: arka
saddle: eyer, semer, sırt
sink: lavabo, batmak
slabs: döşeme, levha, plaka
slave: köle
split: bölmek, ayırmak
swept: süpürmek
tide: gelgit
torn: yırtık
troop: birlik
rhyme: kafiye, uyak
rush: acele
scared: korkmuş
shallow: sığ
silly: saçma, aptal, budala
slope: eğim, yamaç
stiff: sert, katı
swang: sallamak
tale: masal, öykü
thumb: baş parmak
trap: tuzak
tune: melodi
vessel: gemi

Bu yazı 51 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun