YDS'de En Çok Çıkan 3000 Kelime ve Örnek Cümleler | ÖSYM Kılavuzu - Part 20
 

YDS’de En Çok Çıkan 3000 Kelime ve Örnek Cümleler

  • Table: Masa, masadakiler, tablo

a kitchen table  /  mutfak masası Table 2 shows how prices and earnings have increased over the past 20 years.  /  Tablo 2 son 20 yılda fiyatlar ve kazançlar üzerinde nasıl artış olduğunu gösteriyor.

  • Tablet: Tablet, hap, kitabe

Take two tablets with water before meals.  /  Yemeklerden önce su ile iki hap alın.

  • Tackle: Başarmak, becermek, uğraşmak, üstesinden gelmek, yakalamak, topu kapmak

Firefighters tackled a blaze in a garage last night.  /  İtfaiyeciler dün gece garajdaki yangının üstesinden geldi. He was tackled just outside the penalty area.  /  O cezas sahasının hemen dışında topu aldı.

  • Tail: Kuyruk

The dog ran up, wagging its tail.  /  Köpek kuyruğunu sallayarak yukarı koştu.

  • Take: Almak, çekmek, götürmek, tutmak

I forgot to take my bag when I got off the bus.  /  Otobüsten indiğimde çantamı almayı unuttum. It’s too far to walk. I’ll take you by car.  /  Yürümek için çok uzak. Ben sizi araba ile götüreceğim.

  • Talk: Konuşma, sohbet, görüşme, tartışma

We need to have a serious talk about money matters.  /  Bizim parasal konular hakkında ciddi bir konuşmaya ihtiyacımız var. Talks between management and workers broke down over the issue of holiday pay.   /   Yönetici ve çalışanlar arasındaki görüşmeler bayram harçlığı meselesi üzerine bozuldu.

  • Tall: Uzun

She’s tall and thin.  /  O uzun boylu ve zayıf. the tallest building in the world  /  dünyanın en yüksek binası

  • Tank: Tank, depo

a hot water tank  /  sıcak su deposu

  • Tape: Teyp, kaset, kaydetmek

Police seized various books and tapes.   /  Polis çeşitli kitaplar ve kasetler ele geçirdi. 

  • Tap: Musluk, tıklatmak, hafifçe dokunmak

bath taps  /  Banyo muslukları He felt a tap on his shoulder and turned.  /  omzunda hafif bir doonma hissetti ve döndü.

  • Target: Hedef, amaç

attainment targets  /  kazanım hedefeleri The university will reach its target of 5000 students next September.  /  Üniversite bir dahaki Eylül hedeflerine ulaşacak.

  • Task: Görev

It was my task to wake everyone up in the morning.  /  Sabahleyin herkesi uyandırmak benim görevimdi.

  • Taste: Tat, lezzet, tadınıa bakmak, tatmak

It tastes sweet.  /  Tatlı tadı. You can taste the garlic.  /  Yemeği tadabilirsiniz.

  • Taxi: Taksi

I came home by taxi.  /  Ben taksiyle eve geldim.

  • Tax: Vergi, vergilendirme

Interest payments are taxed as part of your income.  /  Faiz ödemeleri gelirinizin bir parçası olarak vergilendirilmektedir.

  • Teacher: Öğretmen

There is a growing need for qualified teachers of Business English.  /  İş İngilizcesinin nitelikli öğretmenleri için büyüyen bir ihtiyaç var.

  • Teaching: Öğretim, öğretme, öğretmenlik

He has now retired from full-time teaching  /  O, şimdi tam zamanlı öğretmenlikten emekli.

  • Teach: Öğretmek, ders vermek, eğitmek, öğretmenlik yapmak

She teaches at our local school.  /  O, bizim yerel okulumuzda öğretmenlik yapıyor.

  • Team: Takım, ekip

Whose team are you in?  /  Sen kimin takımındasın? The team is not playing very well this season.  /  Takım bu sezon çok iyi oynamıyor.

  • Tear: Gözyaşı, yırtık

Be careful, the fabric tears very easily. / Dikkatli ol, kumaş çok kolay bir şekilde yırtılır. Her tears flowed like a flood.  /  Onun gözyaşları sel gibi aktı.

  • Tea: Çay

Do you take sugar in your tea?  /  Çayınıza şeker alır mısınız?

  • Technical: Teknik

We offer free technical support for those buying our software.  /  Bizim yazılımımızı satın alanlar için bedava teknik destek sunuyoruz.

  • Technique: Teknik, yöntem, usül

marketing techniques  /  pazarlama teknikleri

  • Technology: Teknoloji

science and technology  / bilim ve teknoloji recent advances in medical technology  /  tıp teknolojisindeki son gelişmeler

  • Telephone: Telefon etmek, telefon

Please write or telephone for details.  /  Lütfen ayrıntılar için yazın veya telefon edin.

  • Television: Televizyon

We don’t do much in the evenings except watch television.  /  Bizim akşamları televizyon izlemek dışında yaptığımız fazla bir şey yok.

  • Tell: Söylemek, anlatmak

He told the news to everybody he saw.  /  O gördüğü herkese haberi söyledi.

  • Temperature: Sıcaklık

rise in temperature  /  sıcaklıkta bir artış

  • Temporary: Geçici, eğreti

I’m looking for temporary work.  /  Ben geçici bir iş arıyorum.

  • Tendency: Eğilim, meyil

This material has a tendency to shrink when washed.  /  Bu malzeme yıkandığı zaman küçülmeye meyillidir.

  • Tend: Eğilimi olmak, yönelmek

Women tend to live longer than men.  /  Kadınlar erkeklerden daha uzun yaşamak eğilimindedir.

  • Tension: Tansiyon, gerilim

Family tensions and conflicts may lead to violence.  /  Aile gerilimleri ve çatışmaları şiddete yol açabilir.

  • Ten: On

There are ten people in the library.  /  Kütüphanede on kişi var.

  • Tenth: Onuncu

I was tenth in the competition.  /  Yarışmada onuncu oldum.

  • Tent: Çadır

camping tent  /  kamp çadırı

  • Term: Terim, dönem, süre

technical/legal/scientific, etc. term  /  teknik/yasal/bilimsel vb. terim a long term of education  /  uzun bir eğitim dönemi

  • Terrible: Korkunç

a terrible experience  /  korkunç bir deneyim

  • Terribly: Korkunç, berbat bir şekilde, son derece

I’m terribly sorry, did I hurt you?  /  Ben son derece üzgünüm, seni incittim mi?

  • Test: Test, denemek, sınamak

We test your English before deciding which class to put you in.  /  Biz sizi hangi sınıfa koyacağımıza karar vermeden önce test edeceğiz.

  • Text: Metin

My job is to lay out the text and graphics on the page.  /  Benim işim metin ve grafikleri sayfa üzerine yerleştirmektir.

  • Thanks: Teşekkürler

We gave thanks to God for all our blessings.  /  Biz bütün nimetlerimiz için tanrıya teşekkür ettik.

  • Thank: Teşekkür, teşekkür etmek

In his speech, he thanked everyone for all their hard work.  /  Konuşmasında, o herkese bütün sıkı çalışmaları için teşekkür etti.

  • Thank you: Teşekkür ederim, teşekkür

The actor sent a big thank you to all his fans for their letters of support.  /  Aktör onların destek mektupları için bütün hayranlarına büyük bir teşekkür gönderdi.

  • Than: Göre, -den, -dan

I’m older than her.  /  Ben ondan daha yaşlıyım.

  • That: O, şu, -dığı

She said that the story was true.  /  O, hikayenin doğru olduğunu söyledi. That school. /  O okul

  • Theatre: Tiyatro

How often do you go to the theatre?  /  Ne sıklıkla tiyatroya gidiyorsun?

  • Theirs: Onlarınki

It’s a favourite game of theirs.  /  Bu onların sevdikleri bir oyun.

  • Their: Onların

Their parties are always fun.  /  Onların partileri daima eğlencelidir.

  • Theme: Tema, konu

The naked male figure was always the central theme of Greek art.  /  Çıplak erkek figürü her zaman Yunan sanatının merkezi teması oldu.

  • Themselves: Kendilerini, kendileri

The children were arguing amongst themselves.  /  Çocuklar kendi aralarında tartışıyorlardı.

  • Them: Onları, onlara, onlar

Tell them the news.  /  Onlara haberleri söyle. Did you eat all of them? /  Onların hepsini yedin mi?

  • Then: Sonra, ondan sonra, öyleyse, o halde

We lived in France and then Italy before coming back to England.  /  Biz İngiltere’ye dönmeden önce Fransa’da ve sonra İtalya’da yaşadık.

  • Theory: Teori, kuram

According to the theory of relativity, nothing can travel faster than light.  /  İzafiyet teorisine göre hiçbir şey ışıktan daha hızlı yol alamaz.

  • Therefore: Bu nedenle, bu yüzden

He’s only 17 and therefore not eligible to vote.  /  O sadece 17 yaşında, bu yüzden oy kullanmak için uygun değil.

  • There: Var, orada

There are two people waiting outside.  /  Dışarıda bekleyen iki kişi var. We went on to Paris and stayed there eleven days.  /  Biz Paris’e gittik ve orada on bir gün kaldık.

  • They: Onlar

‘Where are John and Liz?’ ‘They went for a walk.’  /  ‘John ve Liz nerede?’ ‘Onlar yürüyüşe gitti’

  • Thickly: Kalınca, kalın bir şekilde

thickly sliced bread  /  kalın dilimlenmiş ekmek

  • Thickness: Kalınlık

Use wood of at least 12 mm thickness.   /  En az 12 mm kalınlığında ahşap kullanın.

  • Thick: Kalın

Everything was covered with a thick layer of dust.  /  Her şey kalın bir toz tabakası ile kaplıydı.

  • Thief: Hırsız

a car thief  /  araba hırsızı

  • Thing: Şey, eşya

Bring your swimming things.  /  Yüzme eşyalarını getir. There’s another thing I’d like to ask you.  /  Sana sormak istediğim farklı bir şey var.

  • Thinking: Düşünme, düşünce

I had to do some quick thinking.  /  Ben biraz hızlı düşünmek zorundaydım. She explained the thinking behind the campaign.  /  O kampanyanın arkasındaki düşünceyi açıkladı.

  • Think: Düşünmek, sanmak, zannetmek

I think this is their house, but I’m not sure. /  Zannediyorum bu onların evi, ama emin değilim. What did you think about the idea?  /  Fikir hakkında ne düşündün.

  • Thin: İnce, zayıf

Cut the vegetables into thin strips.  /  Sebzeleri ince dilimler halinde kesin.

  • Third: Üçüncü

Our house in the third building.   /  Bizim evimiz üçüncü binanın içinde.

  • Thirsty: Susuz, susamış

We were hungry and thirsty.  /  Biz aç ve susuzduk.

  • Thirteen: On üç

Onların on üç yaşında ikizleri var.  /  Onların on üç yaşında ikizleri var.

  • Thirty: Otuz

The match will start thirty minutes later.  / Otuz dakika sonra maç başlayacak.

  • This: Bu

How long have you been living in this country?  /  Ne zamandır bu ülkede yaşıyorsunuz?

  • Thoroughly: İyice, tamamen, adamakıllı

I’m thoroughly confused.  /  İyice kafam karıştı.

  • Through: Tamamen, ayrıntılı, baştan sona, arasından

a thorough knowledge of the subject  /  konunun ayrıntılı bilgisi The police carried out a thorough investigation.  / Polis ayrıntılı bir soruşturma yürütmektedir.

  • Throw: Atmak, fırlatmak

She threw the ball up and caught it again.  /  O topu yukarı attı ve tekrar yakaladı.

  • Thumb: Baş parmak

She still sucks her thumb when she’s worried.  /  O hâlâ endişelendiği zaman parmağını emiyor.

  • Thursday: Perşembe

I don’t go to work Thursdays.  /  Ben Perşembe günleri işe gitmiyorum.

  • Thus: Böylece, bu nedenle, bunun için

Many scholars have argued thus.  /  Birçok bilgin bunun için tartıştı. We do not own the building. Thus, it would be impossible for us to make any major changes to it.  /  Biz bina sahibi değiliz. Bu yüzden her hangi bir önemli değişiklik yapmamız imkansız olurdu.

  • Ticket: Bilet, etiket

free tickets to the show  /  gösteri için ücretsiz biletler

  • Tidy: Düzenli, derli toplu

I spent all morning cleaning and tidying.  /  Bütün sabahı temizliğe ve düzenlemeye harcadım.

  • Tie: Kravat, bağ, bağlamak

a collar and tie  /  bir yaka ve kravat the ties of friendship  /  dostluk bağları

  • Tightly: Sıkıca, sıkı sıkı

He held on tightly to her arm.  /  Onun koluna sıkıca tutundu.

  • Tight: Sıkı, dar

The screw was so tight that it wouldn’t move.  /  Vida hareket edemeyecek kadar sıkıydı.

  • Timetable: Tarife, zaman çizelgesi, program

a train timetable  /  tren tarifesi

  • Time: Zaman, süre

The changing seasons mark the passing of time.  /  Değişen mevsimler zamanın geçişini işaret ediyor.

  • Tin: Kalay, teneke

a tin mine   /  bir kalay madeni

  • Tiny: Küçücük, minik

a tiny baby  /  minik bir bebek

  • Tip: İpucu, uç, bahşiş

She tipped ten dollar to waiter.  /  O, garsona on dolar bahşiş verdi.

  • Tired: Tired

I’m too tired even to think.  /  Ben düşünmek için bile çok yorgunum.

  • Tire: Lastik

front tire  /  ön lastik

  • Tiring: Yorucu, eziyetli

Shopping can be very tiring.  /  Alışveriş çok yorucu olabilir.

  • Title: Başlık

His poems were published under the title of ‘Love and Reason’.  /  Onun şiirleri ‘Aşk ve Akıl’ başlığı altında yayımlandı.

  • Today: Bugün, günümüzde

Today is her tenth birthday.  /  Bugün onun onuncu doğum günü.

  • Toe: Ayak parmağı, parmak

Can you touch your toes?  /  Sen ayak parmaklarına dokunabilir misin?

  • Together: Birlikte, beraber

Together they climbed the dark stairs.  /  Onlar birlikte karanlık merdivenleri tırmandı.

  • Toilet: Tuvalet

I need to go to the toilet.  /  Benim tuvalete gitmeye ihtiyacım var.

  • Tomato: Domates

tomato plants  /  domates bitkileri

  • Tomorrow: Yarın

Today is Tuesday, so tomorrow is Wednesday.  /  Bugün Salı, yani yarın Çarşamba.

  • Tone: Ton, ses

a conversational tone  /  bir konuşma sesi

  • Tool: Araç, alet

Always select the right tool for the job.  /  İş için daima doğru aracı seçin.

  • Tooth: Diş

tooth decay  /  diş çürüğü

  • Too: Çok, de

The dress was too tight for me.  /  Elbise benim için çok dardı. Can I come too?  /  Ben de gelebilir miyim?

  • Topic: Konu, mesele, mevzu

The main topic of conversation was Tom’s new girlfriend.  /  Konuşmanın ana konusu Tom’un yeni kız arkadaşıydı.

  • Top: En, üst, tepe

He lives on the top floor.  /  O üst katta yaşıyor.

  • Totally: Tamamen, bütün olarak

They come from totally different cultures.  /  Onlar tamamen farklı kültürlerden geliyor. 

  • Total: Toplam

The club has a total membership of 300.  /  Kulüp toplam 300 üyeye sahip.

  • To: İçin, -e, -a, -e doğru

I am going to tell you a story.  /  Ben size bir hikaye anlatacağım.

  • Touch: Dokunuş, temas

She played the piano with a light touch.  /  O hafif bir dokunuşla piyano çaldı.

  • Tough: Zor, sert

a tough childhood  /  zor bir çocukluk

  • Tourist: Turist

Further information is available from the local tourist office  /  Yerel turizm ofisinden daha fazla bilgi edinlebilir.

  • Tour: Tur, turne, gezme

He toured America with his one-man show.  /  O tek kişilik gösterisi ile Amerika’yı gezdi.

 

  • Towards: Karşı, doğru, yönünde

This is a first step towards political union.  /  Bu siyasi birliğe doğru ilk adımdır.

 

  • Tower: Kule

the Eiffel Tower  /  Eyfel Kulesi

 

  • Town: Şehir, kasaba

They live in a rough area of town.  /  Onlar kasabanın engebeli bir alanında yaşıyor.

 

  • Toy: Oyuncak

a toy car  /  oyuncak araba

 

  • Trace: İz, ipucu, belirti

Police searched the area but found no trace of the escaped prisoners.  /  Polis bölgeyi aradı ama kaçan mahkumların izi bulunamadı.

 

  • Track: Parça, iz, rota, izlemek

We followed the bear’s tracks in the snow.  /  Biz karda ayının izini takip ettik.

 

  • Trade: Ticaret, alım-satım

trading partners   /  ticaret ortakları

 

  • Traditional: Geleneksel

traditional dress  /  geleneksel elbise

 

  • Tradition: Gelenek, adet

There’s a private tradition in our family.  /  Bizim ailede özel bir gelenek var.

 

  •  Traditional: Geleneksel

Their marriage is very traditional. / Onların evliliği çok geleneksel.

 

 

  • Traffic: Trafik

There’s always a lot of traffic at this time of day. / Günün bu saatlerinde her zaman çok fazla trafik olur.

 

  • Train: Tren

I like travelling by train.  /  Ben trenle seyahat etmeyi seviyorum.

There are regular train services to İstanbul and Ankara.  /  İstanbul ve Ankara’ya düzenli tren seferleri vardır.

 

 

  • Training: Eğitim, antrenman

staff training  /  personel eğitimi

 

  • Transfer: Aktarma, nakil, transfer

The patient was transferred to another hospital.  /  Hasta başka bir hastaneye nakledildi.

 

 

  • Transform: Dönüştürmek

It was an event that would transform my life.  / Benim hayatımı dönüştürecek bir olaydı.

 

  • Translate: Çevirmek, tercüme etmek

Her books have been translated into 24 languages.  /  Onun kitapları 24 dile tercüme edilmiştir.

 

  • Translation: Çeviri, tercüme

He specializes in translation from Turkish into English.  / O Türkçeden İngilizceye çeviri konusunda uzmanlaşmış.

 

  • Transparent: Şeffaf, saydam, transparan

The insect’s wings are almost transparent.  /  Böceğin kanatları neredeyse saydamdır.

 

  • Transport: Ulaştırma, taşıma, nakliye

the government’s transport policy  /  Hükümetin ulaştırma politikası.

Most of our luggage was transported by sea.  /  Bagajımızın çoğu deniz yoluyla taşındı.

 

  • Transportation: Taşımacılık

The club is providing free transportation to the stadium from downtown.  /  Kulüp şehir merkezinden stadyuma ücretsiz taşımacılık sağlamaktadır.

 

 

  • Trap: Tuzak

Some women see marriage as a trap.  /  Bazı kadınlar evliliği bir tuzak olarak görürler.

 

  • Travel: Seyahat, yolculuk etmek

I go to bed early if I’m will travel the next day. /  Ertesi gün yolculuk edecek olursam erken yatarım.

 

  • Traveller: Yolcu, gezgin

Stations can be dangerous places for the unwary traveller.  /  İstasyonlar dikkatsiz yolcular için tehlikeli yerler olabilir.

 

  • Treat: Davranmak, tedavi etmek

My parents still treat me like a child. /  Ebeveynlerim bana hâlâ çocuk gibi davranıyor.

This disease is usually treated with drugs and a strict diet.  /  Bu hastalık genellikle ilaç ve sıkı diyet ile tedavi edilmektedir.

 

  • Treatment: Tedavi etmek

She is responding well to treatment.  /  O tedaviye iyi yanıt veriyor.

 

  • Tree: Ağaç

an oak tree  /  bir meşe ağacı

 

  • Trend: Eğilim, akım

social trends / sosyal eğilimler

 

  • Trial: Deneme, duruşma, yargılama

She was detained without trial.  /  O yargılanmadan gözaltına alındı.

 

  • Triangle: Üçgen

a right-angled triangle   /  bir dik açılı üçgen

 

 

  • Trick: Hile, tuzak

He amused the kids with conjurer tricks.  /  O hokkabaz hileleri ile çocukları eğlendirdi.

They had to think of a trick to get past the guards.  /  Onlar korumaları geçmek için bir bir hile düşünmek zorunda.

 

  • Trip: Gezi, yolculuk

We went on a trip to the mountains.  /  Biz dağlara geziye gittik.

 

  •  Tropical: Tropikal, çok sıcak

a tropical island  /  tropikal bir ada

 

 

  • Trouble: Sorun, sıkıntı, problem

She was on the phone for an hour telling me her troubles.  /    O bir saattir telefonda bana sorunlarını anlatıyordu.

 

 

  • Trousers: Pantolon

a pair of grey trousers    / bir çift gri pantolon

 

 

  • Truck: Kamyon

a truck driver  / bir kamyon şoförü

 

  • True: Gerçek, doğru, asıl

Can you prove that what you say is true?/  Sen söylediklerinin gerçekliğini kanıtlayabilir misin?

 

  • Truly: Gerçekten, hakikaten

She truly believes that none of this is her fault.   /  O gerçekten onun için hiçbir hatası olmadığına inanıyor.

a truly magnificent performance  / hakikaten muhteşem bir performans

 

  • Trust: Güven

a partnership based on trust  /  güvene dayalı bir ortaklık

 

  • Truth: Gerçek, hakikat, doğru

Do you think she’s telling the truth?   / Sizce o doğru söylüyor mu?

 

 

  • Try: Denemek, teşebbüs etmek, gayret etmek, çalışmak

What are you trying to do?   /  Ne yapmaya çalışıyorsun?

Try these shoes. They should fit you.   /  Bu ayakkabıları deneyin. Onlar size uygun olmalıdır.

 

  • Tube: Tüp

a tube of toothpaste  / diş macunu tüpü

 

 

  • Tuesday: Salı

Tuesday is second day of the week.   / Salı haftanın ikinci günüdür.

 

  • Tune: Melodi

I don’t know the title but I recognize the tune.  /  Ben başlığı bilmiyorum ama melodiyi tanırım.

 

  • Tunnel: Tünel

a railway tunnel  / bir demiryolu tüneli

 

  • Turn: Dönüş, dönmek

The wheels of the car began to turn.  /  Arabanın tekerleri dönmeye başladı.

 

 

  • Turn Down: Geri çevirmek, reddetmek

Why did she turn down your invitation?  /   O, neden sizin davetinizi geri çevirdi?

 

  • Turn into: Çevirmek, dönüşmek

Our dream holiday turned into a nightmare.  /   Rüya tatilimiz bir kabusa dönüştü.

 

 

  • Turn off: Kapamak, söndürmek, sapmak

They’ve turned off the water while they repair a burst pipe. / Onlar patlak bir boruyu tamir ederken suyu kapattılar.

 

  • Turn on: Açmak, heyecanlandırmak, etkilemek, saldırmak

 

The dogs suddenly turned on each other. / Köpekler aniden birbirlerine saldırdı.
to turn on the heating / ısıtmayı açmak için

  • Turn out: Sonuçlanmak, üretmek, ortaya çıkmak
    The factory turns out three thousand carpet a day. / Fabrika bir günde üç bin halı üretir.

Despite our worries everything turned out well. / Endişelerimize rağmen her şey iyi sonuçlandı.

 

  • TV: TV, televizyon

What’s on TV tonight? / Bu gece TV’de ne var?

Almost all homes have at least one TV set. / Hemen hemen her evde en az bir TV seti var.

 

  • Twin: İkiz

She’s expecting twins.  /  O ikiz bekliyor.

 

  • Twist: Bükülme

Twist the wire to form a circle.  /  Bir daire oluşturacak şekilde teli bükün.

 

  • Type: Tip, tür

different racial types  /  farklı ırk türleri

Bungalow are a type of house.  /  Bungalov bir ev tipidir.

 

  • Typical: Tipik

a typical Italian cafe / tipik bir İtalyan kafesi

 

  • Tyre: Lastik, tekerlek

a front tyre  / bir ön lastik

 

 

  • Ugly: Çirkin

 

an ugly face  /  çirkin bir yüz

 

  • Ultimate: Nihai, son

 

The ultimate decision was positive.  /  Nihai karar olumlu oldu.

 

 

  • Ultimately: En sonunda, nihayet

The campaign was ultimately successful.   /   Kampanya nihayet başarılı oldu.

 

  • Umbrella: Şemsiye

colourful beach umbrellas  /  renkli plaj şemsiyeleri

 

  • Unable: Aciz, -ebilmeme

She was unable to hide her excitement.  /  O, heyecanını gizleyemedi.

 

 

  • Unacceptable: Kabul edilemez

Such behaviour is unacceptable in a civilized society.  /  Böyle bir davranış medeni bir toplumda kabul edilemez.

 

  • Uncertain: Belirsiz

Our future looks uncertain.  /  Bizim geleceğimiz belirsiz görünüyor.

 

  • Uncle: Amca, dayı

I’ve just become an uncle.  /  Ben yeni amca oldum.

 

 

  • Uncomfortable: Rahatsız edici

I couldn’t sleep because the bed was so uncomfortable.  /  Ben uyuyamadım çünkü yatak çok rahatsız ediciydi.

 

  • Unconscious: Bilinçsiz, kendinden geçmiş, baygın

They found him lying unconscious on the floor.  /  Onlar, onu yerde baygın halde yatarken buldu.

 

  • Uncontrolled: Kontrolsüz

the uncontrolled growth of cities  / kentlerin kontrolsüz büyümesi

 

  • Under: Altında, altına, aşağı

Have you looked under the bed?  /  Yatağın altına baktınız mı?

 

  • Underground: Yer altı

underground cables/  yer altı kabloları

 

  • Underneath: Altında, altına, alt

The coin rolled underneath the piano.  / Para piyanonun altına yuvarlandı.

 

  • Understand: Anlamak

Do you understand the instructions?  /  Talimatları anlıyor musunuz?

 

  • Understanding: Anlayış, kavrama

Try to show a little more understanding.   /  Biraz daha anlayış göstermeye çalışın.

 

 

  • Underwater: Su altı

Take a deep breath and see how long you can stay underwater.   /  Derin bir nefes al ve su altında ne kadar kalabileceğini gör.

 

  • Underwear: İç çamaşırı

Pajamas, underwear, socks, bras in that corner.   /  Pijamalar, iç çamaşırı, çoraplar, sütyenler şu köşede.

 

  • Undo: Çıkarmak, çözmek

I undid the package and took out the books.  /  Paketi çözdüm kitaplaerı çıkardım.

 

  • Unemployed: İşsiz

How long have you been unemployed?  /   Ne zamadır işsizsiniz?

 

  • Unemployement: İşssizlik

unemployment statistics  / işsizlik istatistikleri

 

  • Unexpected: Beklenmedik

an unexpected result  /  beklenmedik bir sonuç

 

  • Unexpectedly: Beklenmedik bir şekilde

She died unexpectedly of a heart attack.  /  Obir kalp krizi sonucu beklenmedik bir şekilde öldü.

 

 

  • Unfair: Haksız, hileli, insafsız

unfair criticism   /  haksız eleştiri

 

  • Unfairly: İnsafsızca, adaletsiz bir şekilde

She claims to have been unfairly dismissed.   /   O adaletsiz bir şekilde işten çıkarıldığını düşünüyor.

 

 

  • Unfortunate: Şanssız, talihsiz

It was an unfortunate accident.  /  Talihsiz bir kazaydı.

 

  • Unfriendly: Düşmanca

an unfriendly atmosphere  /   düşmnca bir atmosfer

 

  • Unhappy: Mutsuz, üzgün

an unhappy childhood  /  mutsuz bir çocukluk

 

  • Uniform: Üniforma

The hat is a part of the school uniform.   /   Şapka okul üniformasının bir parçasıdır.

 

  • Unimportant: Önemsiz

This consideration was not unimportant.  /  Bu düşünce önemsiz değildi.

 

 

  • Union: Sendika, birlik

a union member  /  bir sendika üyesi

the European Union  /   Avrupa Birliği

 

  • Unique: Benzersiz, eşsiz, tek

Everyone’s fingerprints are unique.   /   Herkesin parmak izi benzersizdir.

a unique talent  /  Eşsiz bir yetenek

 

  • Unit: Birim, ünite

The basic unit of society is the family.  /   Aile toplumun temel birimidir.

 

  • Unite: Birleştirmek, birleşmek

Nationalist parties united to oppose the government’s plans.  /  Milliyetçi partiler hükümetin planlarına karşı birleşti.

 

  • United: Birleşik

the United States of America   /  Amerika Birleşik Devletleri

 

  • Universe: Evren, kainat

He lives in a little universe of his own.  /   O kendi küçük evreninde yaşıyor.

 

  • University: Üniversite

Is there a university in this town?  /  Bu kasabada üniversite var mı?

 

  • Unkind: Kırıcı, nezaketsiz, kaba

She never said anything unkind about anyone.  /  O asla herhangi biri hakkında kırıcı bir şey söylemedi.

 

  • Unknown: Bilinmeyen

The author is unknown outside Poland.   /  Yazar Polonya dışında bilinmemektedir.

 

  • Unless: -mezse, -mazsa, -madıkça, -medikçe

Unless something unexpected happens, I’ll see you tomorrow.   /    Beklenmedik bir şey olmazsa yarın seni göreceğim.

 

  • Unlike: Aksine, farklı

Music is quite unlike from other arts.   /   Müzik diğer sanatlardan oldukça farklıdır.

 

  • Unlikely: Olasılıksız, mümkün olmayan

They have built hotels in the most unlikely places.  /   Onlar en olmadık yerlerde oteller inşa etmişlerdir.

 

  • Unload: Boşaltmak, elden çıkarmak

The truck driver was waiting to unload.  /  Kamyon sürücüsü boşaltmak için bekliyor.

 

 

  • Unlucky: Şanssız

Thirteen is often considered an unlucky number.   /  On üç genellikle şanssız bir sayı olarak kabul edilir.

 

  • Unnecessary: Gereksiz

That last comment was a little unnecessary, wasn’t it?   /   Bu son açıklama biraz gereksiz değil mi?

 

  • Unpleasant: Nahoş, sıkıcı

She said very unpleasant things about you.   /  O, senin hakkında çok nahoş şeyler söyledi.

 

  • Unreasonable: Mantıksız, makul olmayan, akıl almaz

Unreasoble mistakes /  Akıl almaz hatalar

 

  • Unsuccesful: Başarısız

His efforts to get a job proved unsuccessful.  /  Bir iş için harcadığı çabalar başarısız oldu.

She made several unsuccessful attempts to see him.  /  Onu görmek için birkaç başarısız girişimde bulundu.

 

  • Untidy: Düzensiz, dağınık

an untidy desk  /  düzensiz bir masa

untidy hair  /  dağınık saç

 

  • Until: -e kadar

Let’s wait until the rain stops.  /  Yağmur durana kadar bekleyelim.

 

  • Unusual: Alışılmadık, sıradışı

She has a very unusual name.  /  Sıradışı bir adı var.

 

  • Unwilling: İsteksiz, gönülsüz

They are unwilling to invest any more money in the project.  /   Onlar projeye biraz daha fazla yatırım yapmaya isteksizdir.

 

  • Up: Yukarı, çıkış, artış, ayakta, yükselmiş

He jumped up from his chair. /  O sandalyesinden ayağa fırladı.

The sun was already up when they set off.  /  Onlar yola çıktığında güneş zaten yükselmişti.

 

  • Upon: Üzerine

The decision was based upon two considerations.  /  Karar iki düşünce üzerine temellendirildi.

 

  • Upper: Üst

the upper lip  /  üst dudak

 

  • Upset: Üzgün, alt üst olmak

Try not to let him upset you.  /  Onun seni üzmesine izin vermemeye çalış.

He arrived an hour late and upset all our arrangements. / O bir saat geç ulaştı ve bütün düzenlemeler alt üst oldu.

 

  • Upsetting: Üzücü, endişe verici

an upsetting experience  / üzücü bir deneyim

 

  • Upside down: Baş aşağı, ters

The painting looks like it’s upside down to me.  /  Resim bana ters gibi görünüyor.

 

  • Upstairs: Üst katta

The cat belongs to the people who live upstairs.  / Kedi üst katta yaşayan insanlara aittir.

 

  • Upward: Yukarı, yukarıya

an upward movement in property prices  /  emlak fiyatlarında yukarı yönlü bir hareket

 

  • Urban: Şehir, kentsel

urban life  /  kentsel yaşam

 

  • Urgent: Acil

‘Can I see you for a moment?’ ‘Is it urgent?’  /  ‘Bir an için seni görebilir miyim?’ ‘Acil mi?’

a problem that requires urgent attention  /  acil dikkat gerektiren bir sorun

 

  • Us: Bizi, bize

She gave us a picture as a wedding present.  /  O, düğün hediyesi olarak bize bir resim verdi.

 

  • Use: Kullanmak

Have you ever used this software before?  /  Bu yazılımı daha önce hiç kullandınız mı?

 

  • Used to: -dım, -dim, -dum, -düm

I used to live in London.  /  Ben Londra’da yaşardım.

I didn’t use to like him much when we were at school.  /  Ben okul zamanında ondan pek hoşlanmazdım.

 

  • Useful: Faydalı, kullanışlı

a useful gadget  /  yararlı bir alet

Some products can be recycled at the end of their useful time.  /  Bazı ürünler faydalı zamanının sonunda geri dönüştürülebilir.

 

  • Useless: Faydasız, kullanışsız, işe yaramaz

This pen is useless.  /  Bu kalem kullanışsız.

 

  • User: Kullanıcı

computer software users  /  bilgisayar yazılımı kullanıcıları

 

  • Use up: Tüketmek, harcamak, bitirmek

Making soup is a good way of using up leftover vegetables.   /   Çorba yapmak artık sebzeleri tüketmenin iyi bir yoludur.

 

  • Usual: Olağan, alışılmış, her zamanki

He came home later than usual.  /  O, eve her zamankinden daha geç geldi.

 

  • Usually: Genellikle

We usually go by car.  /  Genellikle araba ile gideriz.

  • Vacation: Tatil

You look tired. You should take a vacation.  / Yorgun görünüyorsun. Bir tatile çıkmalısın.

The summer vacation / Yaz tatili.

 

  • Valid: Geçerli, yürürlükte, yasal

They have a valid claim to compensation.  /  Onların tazminat için yasal bir talebi var.

a valid passport / geçerli bir pasaport

 

  • Valley: Vadi

a small town in a valley  /  bir vadide küçük bir kasaba

 

  • Valuable: Değerli, kıymetli, önemli

Spinach is a valuable source of iron.  /  Ispanak değerli bir demir kaynağıdır.

 

  • Value: Değer, önem

The winner will receive a prize to the value of $1 000.  /  Kazanan 1000 dolar değerinde bir ödül alacak.

 

  • Van: Kamyonet, minibüs

a van driver  /  bir kamyonet sürücüsü

a police van / polis minibüsü

 

  • Variation: Varyasyon, değişim, çeşitlilik, farklılık

regional variatation  /  bölgesel farklılıklar

 

 

  • Varied: Çeşitli, farklı

varied opinions /  çeşitli görüşler

 

  • Variety: Çeşitlilik, tür

This tool can be used in a variety of ways. /  Bu araç çeşitli şekillerde kullanılabilir.

 

  • Various: Çeşitli

There are various ways of doing this.  /  Bunu yapmanın çeşitli yöntemleri var.

 

  • Vast: Uçsuz bucaksız, çok geniş

a vast area of forest  /  ormanın çok geniş bir alanı

 

  • Vegetable: Sebze

a salad of raw vegetable / çiğ sebze salatası

 

  • Vehicle: Araç, taşıt, vasıta

Are you the driver of this vehicle?/  Siz bu aracın sürücüsü müsünüz?

 

  • Venture: Girişim, riskli girişim

A disastrous business venture lost him thousands of dollars.  /  Feci bir iş girişimi ona binlerce dolar kaybettirdi.

 

  • Version: Versiyon, model

the latest version of the software package  /  yazılım paketinin son modeli

 

  • Vertical: Dikey, dik

The cliff was almost vertical.  / Uçurum neredeyse dikti.

 

  • Very: Çok

‘Are you busy?’ ‘Not very.’ /  ‘Yorgun musun?’ ‘Çok değil.’

 

  • Via: Üzerinden, bir yol ile

We flew home via Dubai.  /  Dubai üzerinden eve uçtuk.

The news programme came to us via satellite.  /  Haber programı uydu üzerinden bize geldi.

 

  • Victim: Kurban, mağdur

She was the innocent victim of an arson attack.  /  O bir kundaklama saldırısının masum kurbanıydı.

 

  • Victory: Zafer, galibiyet

victory celebrations  /  zafer kutlamaları

 

  • Video: Video

Upload your videos and share them with friends.  /  Videolarınızı yükleyin ve onları arkadaşlarınızla paylaşın.

 

  • View: Görünüm, bakış, görüş

This evidence supports the view that there is too much violence on television. /  Bu kanıt televizyonda çok fazla şiddetin var olduğu görüşünü destekler.

 

  • Violent: Şiddetli

There was a violent reaction from the public.  /  Halktan şidddetli bir tepki oldu.

 

  • Violently: Şiddetle

She shook her head violently.  /  O şiddetle başını salladı.

 

  • Virtually: Fiilen, gerçekte; hemen hemen

Virtually all students will be exempt from the tax.  /  Hemen hemen bütün öğrenciler vergiden muaf olacak.

 

  • Virus: Virüs

the flu virus  /  grip virüsü

 

  • Visible: Görünür, görülebilir

Most stars are not visible to the naked eye.  /  Çoğu yıldız çıplak gözle görünmez.

 

  • Vision: Vizyon, görme, görüş, görme gücü

Cats have good night vision.  /  Kediler geceleri iyi görme gücüne sahiptir.

 

  • Visit: Ziyaret, uğramak

She went to visit relatives in Wales.  /  O Galler’de akrabalarını ziyarete gitti.

You should visit your dentist at least twice a year.  /  En azından iki yılda bir diş doktoruna uğramalısın.

 

  • Visitor: Ziyaretçi

How can we attract more visitors to our website? /  Web sitemize nasıl daha fazla ziyaretçi çekebiliriz.

 

  • Vital: Hayati

The teacher play a vital role in our society. /  Öğretmen toplumumuzda hayati bir rol oynar.

 

  • Vocabulary: Kelime hazinesi, bir insanın bildiği veya kullandığı bütün kelimeler

Reading will increase your vocabulary.  /  Okuma kelime hazinenizi arttıracaktır.

 

  • Voice: Ses

He recognized Sarah’s voice.  /  O Sarah’ın sesini tanıdı.

 

  • Volume: Miktar, hacim

How do you measure the volume of a gas? / Bir gazın hacmini nasıl ölçersiniz?

 

 

  • Vote: Oy

The motion was passed by 6 votes to 3.  /  Teklif üçe karşı 6 oyla kabul edildi.

 

 

  • Wage: Ücret, maaş

a wage increase of 3%  /  % 3’lük bir ücret artışı.

 

  • Waist: Bel, yelek

He put his arm around her waist.  /   O, kolunu beline koydu.

a skirt with an elasticated waist /  bir elastik yelek ile bir etek.

 

  • Wait: Beklemek

I’ll wait outside until the meeting’s over.  /  Ben toplantının bitişine kadar dışarda bekleyeceğim.

 

  • Waiter: Garson

Waiter, could you bring me some water?  /  Garson bana biraz su getirebilir misin?

 

  • Wake: Uyanmak

I always wake early in the summer.  /  Ben yazın daima erken uyanırım.

 

  • Walk: Yürümek

She missed the bus and had to walk home.  /  O, otobüsü kaçırdı ve eve yürümek zorunda kaldı.

 

  • Wall: Duvar

The fields were divided by stone walls.  /  Alanlar taş duvarlarla ayrıldı.

 

  • Wallet: Cüzdan

I lost my wallet.  /  Cüzdanımı kaybettim.

 

  • Want: İstemek

She’s always wanted a large family.  /  O hep büyük bir aile istedi.

I can do whatever I want.  /  Ne istersem yapabilirim.

 

  • War: Savaş

the Second World War  /  İkinci Dünya Savaşı

the threat of nuclear war /  Nükleer savaş tehdidi

 

  • Warm: Ilık, hafif sıcak

a warm breeze  /  Ilık bir esinti.

 

  • Warm Up: Isınmak

Futbolcular maç önce ısındı.  /  Players warmed up before the match.

 

  • Warn: Uyarmak, ikaz etmek

I tried to warn him, but he wouldn’t listen.   /  Onu uyarmaya çalıştım ama o dinlemedi.

 

  • Wash: Yıkama

Wash the fruit thoroughly before eating.  /  Yemeden önce meyveyi iyice yıkayın.

 

  • Waste: Atık, harcamak

to waste energy  /  enerji harcamak

 

  • Watch: İzlemek

My father watching a football match.  /  Babam bir futbol maçı izliyor.

 

  • Water: Su

a glass of water  /  bir bardak su

 

  • Wave: Dalga

The wind made little waves on the pond.  /  Rüzgar gölet üzerinde küçük dalgalar yaptı.

 

  • Way: Yol, metod, yöntem

Infectious diseases can be acquired in several ways.  /  Bulaşıcı hastalıklar çeşitli yollarla elde edilebilir.

 

  • We: Biz

We should take more care of our historic buildings.  /  Biz tarihi binalar için daha çok dikkat etmeliyiz.

 

  • Weak: Zayıf, güçsüz, halsiz

His legs felt weak.  /  Bacaklarını güçsüz hissetti.

 

  • Weakness: Zayıflık

It’s important to know your own strengths and weaknesses.  /  Kendi güçlü ve zayıf yanlarını bilmek önemlidir.

 

  • Wealth: Servet

His personal wealth is estimated at around $100 million.  /  Onun kişisel serveti 100 milyon dolar civarında tahmin ediliyor.

 

  • Weapon: Silah

The police still haven’t found the murder weapon.  /  Polis halâ cinayet silahını bulamadı.

 

  • Wear: Giyinmek

She was wearing a new coat.  /  O yeni bir ceket giyiniyordu.

 

  • Weather: Hava

Did you have good weather on your trip?  /  Gezinizde hava iyi miydi?

 

  • Web: Ağ, internet

She discovered a web of intrigue in the company.  /  O, şirkette bir entrika ağı keşfetti.

I found the information on the Web. /  İnternette bilgi buldum.

 

  • Wedding: Düğün

She looked beautiful on her wedding day.  /  O düğün gününde güzel görünüyordu.

 

  • Wednesday: Çarşamba

They can come on tuesday or wednesday.  /  Onlar salı ya da çarşamba gelebilir.

 

  • Week: Hafta

It rained all week.  /  Bütün hafta yağmur yağdı.

 

  • Weekend: Hafta sonu

The office is closed at the weekend.  /  Ofis hafta sonu kapalıdır.

 

  • Weekly: Haftalık

weekly meetings  /  haftalık toplantılar

 

  • Weigh: Tartmak, gelmek, yük olmak

The average male tiger weighs around 200 kg.  /  Ortalama bir erkek kaplan 200 kg ağırlığındadır.

 

  • Weight: Ağırlık, yük, kilo

She is trying to lose weight. / O kilo vermeye çalışıyor.

Sam has a weight problem  /  Sam’ın bir kilo problemi var.

 

  • Welcome: Hoş geldiniz

Welcome to your new life.  /  Yeni hayatınıza hoş geldiniz.

 

  • Well: İyi, güzel, hoş

The conference was very well organized.  /  Konferans çok iyi organize edildi.

 

  • Well Known: İyi bilinen, meşhur

a well-known actor  /  meşhur bir aktör

 

  • West: Batı

the history of the American West  /  Yağmur batıdan yayılıyor.

 

  • Western: Batılı, batıya ait, batı

the western slopes of the mountain  /  Dağın batı yamaçları

 

  • Wet: Islak, yağmurlu

His face was wet with tears.  /  Yüzü göz yaşlarıyla ıslanmıştı.

 

It’s going to be wet tomorrow.  /  Yarın yağmurlu olacak.

 

  • What: Ne

What kind of music do you like?  /  Ne tür müzik seversin.

 

  • Whatever: Her neyse, her türlü, bazı

Take whatever action is needed.  /  Gerekli her türlü tedbiri alın.

 

  • Wheel: Tekerlek

His car has no wheels.  /  Onun arabasının tekerleri yok.

 

  • When: Ne Zaman?

When did you last see him?  /  Onu en son ne zaman gördün.

 

Sunday is the only day when I can relax.  /  Pazar benim dinlenebildiğim tek gün.

 

  • Whenever: -ince, -dığında, her ne zaman

You can ask for help whenever you need it.  /  İhtiyacınız olduğunda yardım isteyin.

The roof leaks whenever it rains.  /  Her yağmur yağdğında çatı sızdırıyor.

 

  • Where: Nerede, nereye – yer bildirir

Where do you live?  /  Nerede yaşıyorsun?

It’s one of the few countries where people drive on the left.  /  İnsanların sol tarafta araba sürdüğü az ülkeden biri.

 

  • Whereas: Halbuki, oysa, buna karşılık

We thought she was arrogant, whereas in fact she was just very shy.  /  Biz onun kibirli olduğunu düşündük, halbuki o çok utangaçtı.

Some of the studies show positive results, whereas others do not.  /  Çalışmaların bazıları olumlu sonuçlar gösterdi, buna karşılık diğerleri göstermedi.

 

  • Whereever: Nerede olursa, her nereye

Sit wherever you like. /  İstediğiniz yere oturun.

Wherever she goes, there are crowds of people waiting to see her.  /  Her nereye giderse gitsin, onu görmek için bekleyen insan kalabalığı vardır.

 

  • Whether: Olup olmadığını

I’ll learn whether she’s at home  /  Ben onun evde olup olmadığını öğreneceğim.

 

  • Which: Hangi

Which is better exercise.  /  Hangi egzersiz daha iyi.

 

  • While: -iken, sırasında

Her parents died while she was still at school.  /  Onun anne ve babası o henüz ilkokuldayken ölmüş.

 

  • Whisper: Fısıltı, söyleti, fısıldamak

‘Can you meet me tonight?’ he whispered.  /  Bana bu gece buluşabilir miyiz diye fısıldadı.

 

  • Whistle: Islık, düdük

He scored the winning goal just seconds before the finish whistle.  /  O bitiş düdüğünden sadece saniyeler önce galibiyet golünü attı.

 

  • White: Beyaz

His hair was as white as snow.  /  Saçları kar gibi beyazdı.

 

  • Who: Kim

Who is that woman?  /  O kadın kim?

 

  • Whoever: Her kim, kim olursa olsun, kim

Whoever you are, you still have to obey the rules.  /  Kim olursan ol, kurallara uymak zorundasın.

 

  • Whole: Bütün, tam, tüm

He spent the whole day writing.  /  O bütün gününü yazmaya harcadı.

 

  • Whom: Kime, kimi

Whom did they invite?  /  Onlar kimi davet etti.

 

  • Whose: Kimin

Whose house is that.  /  O ev kimin?

 

  • Why: Niye, neden, niçin

Why were you late?  /  Niçin geç kaldınız?

 

  • Wide: Geniş

a wide river  /  geniş bir nehir

 

  • Widely: Geniş ölçüde, iyice, büyük ölçüde, yaygın

a widely held belief  /  yaygın olan inanç

 

The idea is widely accepted.  /  Fikir büyük ölçüde kabul edildi.

 

  • Width: Genişlik, en

It’s about 10 metres in width.  /  Yaklaşık 10 metre genişliğinde.

 

  • Wife: Kadın eş, hanım

the doctor’s wife / doktorun hanımı

 

  • Wild: Yabani, vahşi

The plants grow wild along the banks of rivers.  /  Bitkiler nehrin kıyısında yabani olarak yetişmektedir.

wild animals / yabani hayvanlar

 

  • Wildly: Çılgınca, fazlasıyla, aşırı bir şekilde

His heart was beating wildly.  /  Kalbi aşırı bir şekilde atıyordu.

The story had been wildly exaggerated.  /  Hikaye fazlasıyla abartılı olmuştu.

 

  • Will: -ecek, -acak, dilemek, istemek

How long will you be staying in Paris? / Paris’te ne kadar kalacaksınız?

 

  • Willing: İstekli, hazır

She’s very willing.  / O çok istekli.

 

  • Willingly: İsteyerek, kendi isteğiyle, seve seve, memnuniyetle

I would never willingly upset you.  /  Ben asla isteyerek seni üzmezdim.

 

  • Willingness: İsteklilik, gönüllülük

Success in studying depends on a willingness to learn.  /  Çalışmadaki başarı öğrenmeye istekli olmaya bağlıdır.

 

  • Win: Kazanmak

She loves to win an argument.  /  O bir tartışmayı kazanmayı sever.

Which team won?  /  Hangi takım kazandı?

 

  • Wind: Rüzgar

The wind is blowing from the south.  /  Rüzgar güneyden esiyor.

 

  • Window: Pencere

a broken window / kırık bir pencere

 

  • Wine: Şarap

a bottle of wine  /  bir şişe şarap

 

  • Wing: Kanat

The swan flapped its wings noisily.  /  Kuğu gürültüyle kanatlarını çırptı.

 

  • Winner: Kazanan

The winners of the competition will be announced next month.  /  Yarışmanın kazananları gelecek ay ilan edilecek.

 

  • Winning: Kazanan

the winning horse  /  kazanan at

 

  • Winter: Kış

We went to New Zealand last winter.  /  Geçen kış Yeni Zelanda’ya gittik

the winter months  / kış ayları

 

  • Wire: Tel

The box was fastened with a rusty wire.  /  Kutu paslı tel ile bağlandı.

 

  • Wise: Akıllı, bilge, akıllıca

a wise old man  /  bilge yaşlı adam

a wise decision / akıllıca bir karar

 

  • Wish: Dilek, istek

I wish I was taller.  /  Ben daha uzun boylu olmayı isterdim.

You may stay until morning, if you wish.  /  Dilersen sabaha kadar kalabilirsin.

 

  • With: ile, birlikte

She lives with her parents.  /  O ebeveynleri ile yaşıyor.

 

  • Withdraw: Geri çekilmek, çekmek

She withdrew her hand from his. /  O elini ondan çekti.

He withdrew his support for our campaign. /  O bizim kampanya için verdiği desteği geri çekti.

 

  • Within: İçinde, içinden

You should receive a reply within seven days.  /  Yedi gün içinde bir yanıt almalısınız.

The ambulance arrived within minutes. / Ambulans dakikalar içinde geldi.  

 

  • Without: Olmadan, -siz, -madan

He found a place without difficulty.  /  O zorlanmadan bir yer buldu.

Don’t go without me.  /  Bensiz gitme.

 

  • Witness: Tanık, şahit

While I was waiting for the streetcar, I witnessed a traffic accident.  /  Ben tramway beklerken bir trafik kazasına tanık oldum.

 

  • Woman: Kadın

women drivers / kadın sürücüler

a 24-year-old woman  /  24 yaşında bir kadın

 

  • Wonder: Merak etmek, şaşırmak, hayret etmek

I wonder why he left his job.  / İşi neden bıraktığını merak ediyorum.

 

  • Wonderful: Harika

a wonderful surprise  /  harika bir sürpriz

 

  • Wood: Ahşap, tahta, odun

All the furniture was made of wood.  /  Bütün mobilya ahşaptan yapıldı.

a wood floor  / ahşap bir zemin

 

  • Wooden: Ahşap, tahtadan yapılmış, ruhsuz

a wooden box / ahşap bir kutu

 

  • Wool: Yün

a ball of wool /  yün yumağı

 

  • Word: Kelime, sözcük, söz

Do not write more than 200 words.  / 200’den fazla kelime yazmayın.

Do you know the words to this song?  /  Bu şarkının sözlerini biliyor musun?

 

  • Work: İş, çalışma

I can’t work if I’m cold.  /  Üşürsem çalışamam.

 

  • Worker: İşçi, çalışan

farm/factory/office workers    /      çiftlik/fabrika/ofis çalışanları

 

  • Work Out: Egzersiz yapmak

I work out regularly to keep fit.  /  Formda kalmak için düzenli olarak egzersiz yaparım.

 

  • World: Dünya

English is spoken in many parts of the world. /  İngilizce dünyanın birçok yerinde konuşulmaktadır.

  • Worried: Endişeli, üzgün

Don’t look so worried!  /  Böyle endişeli bakma.

Doctors are worried about the possible spread of the disease. /  Doktlar hastalığın olası yayılması hakkında endişeli.

 

  • Worry: Endişe, kaygı, merak

Don’t worry. We have plenty of time. /  Endişelenmeyin. Çok vaktimiz var.

 

  • Worrying: Endişe verici

a worrying development  /  endişe verici bir gelişme

It must be worrying for you not to know where he is.  /  Onun nerede olduğu bilmemek sizin için endişe verici olmalı.

 

  • Worse: Daha kötü

The rooms were awful and the food was worse.  /  Odalar berbattı ve yemek daha da kötüydü.

 

  • Worship: İbadet

a place of worship  /  ibadet yeri

 

  • Worst: En kötü

What’s the worst thing that could happen?  /  Olabilecek en kötü şey nedir?

 

  • Worth: Değer

Our cellphone is worth about 100.000 euros.  /  Bizim evimiz yaklaşık 100 bin euro değerinde.

 

  • Would: -cekti, -caktı, -erdi, -ardı

They told me that they probably wouldn’t come.  /  Onlar bana muhtemelen gelemeyeceklerini söyledi.

He said he would be here at eight o’clock. /  O saat sekizde burada olacağını söyledi.

 

  • Wound: Yara

The nurse cleaned the wound.  /  Hemşire yarayı temizledi.

 

  • Wounded: Yaralı

There were 79 killed and 230 wounded.  /  79 ölü ve 230 yaralı vardı.

 

  • Wrap: Sargı, sarmak, kaplamak, örtmek, paketlemek

ndividually wrapped chocolates  /  ayrı ayrı paketlenmiş çikolatalar

 

  • Wrist: Bilek

He wore a copper bracelet on his wrist.  /  O bileğine bakır bir bilezik taktı.

 

  • Write: Yazmak

The teacher wrote the answers on the board.  /   Öğretmen cevapları tahtaya yazdı.

Write your name at the top of the paper.  /  İsminizi kağıdın üstüne yazın.

 

  • Write Back: Cevap yazmak

She wrote back saying that she couldn’t come. /  O cevap yazısında gelemeyeceğini söylüyor.

 

  • Writer: Yazar

writers of poetry  /  şiir yazarları

 

  • Wrong: Yanlış

He was driving on the wrong side of the road.   /  O, yolun yanlış tarafında araba kullanıyordu.

 

  • Wrongly: Yanlışlıkla, haksız yere, hatalı bir şekilde

She was wrongly accused of stealing.  /  O haksız yere hırsızlıkla suçlandı.

The sentence had been wrongly translated.  /  Cümle hatalı bir şekilde tercüme edilmişti.

 

  • Yard: Avlu, bahçe

The children were playing in the yard at the front of the school. /  Çocuklar okulun önündeki bahçede oynuyorlardı.

 

  • Yawn: Esnemek

He stood up, stretched and yawned.  /  Ayağa kalktı, gerindi ve esnedi.

 

  • Yeah: Evet, tamam, öyle mi

‘I’m going to be rich one day.’ ‘Oh yeah?  /  ‘Bir gün zengin olacağım.’ ‘Öyle mi?’

 

  • Year: Yıl

I lost my job earlier this year.  /  Ben bu yılın başlarında işimi kaybettim.

 

  • Yellow: Sarı

Her teeth were rather yellow. /  Onun dişleri oldukça sarıydı.

She wore a yellow dress.  /  O sarı bir elbise giydi.

 

  • Yes: Evet

‘I enjoyed her latest novel.’ ‘Yes, me too.’  /  ‘Ben onun son romanından keyif aldım.’ ‘Evet, ben de.’

‘Is this your car?’ ‘Yes’ / ‘Bu senin araban mı?’ ‘Evet’

 

  • Yesterday: Dün

They arrived yesterday.  /  Onlar dün ulaştı.

I can remember our wedding as if it were yesterday.  /  Bizim düğünümüzü dünmüş gibi hatırlarım.

 

  • Yet: Henüz, şimdi

I haven’t received a letter from him yet.  /  Ben henüz ondan bir mektup almadım.

‘Are you ready?’ ‘No, not yet.’  /  ‘Hazır mısınız?’ ‘Hayır, henüz değil.’

Don’t go yet.  /  Şimdi gitmeyin.

 

  • You: Sen, siz

You said you knew the way.  /  Sen yolu bildiğini söyledin.

Can I sit next to you?  /  Yanınızda oturabilir miyim?

You girls, stop talking!  /  Siz kızlar, konuşmayın kesin!

 

  • Young: Genç, yeni, yavru

I am the youngest of four sisters.  /  Ben dört kız kardeşin en genciyim.

talented young football players  /  yetenekli genç futbolcular

 

  • Your: Senin, sizin

The bank is on your right.  /  Banka sizin sağ tarafınızda.

I like your dress.  /  Elbiseni beğendim.

 

  • Yours: Seninki, sizinki

Is that book yours?  /  O kitap seninki mi?

My hair is very fine. Yours is much thicker.  / Saçım çok ince. Seninki çok daha kalın.

 

  • Yourself: Kendin, kendiniz

Do it yourself. I don’t have time.  /  Kendin yap. Benim zamanım yok.

 

  • Youth: Gençlik

He had been a talented musician in his youth.  /  O gençliğinde yetenekli bir müzisyenmiş.

 

  • Zero: Sıfır, hiç

It was ten degrees below zero last night. / Dün gece sıfırın altında on dereceydi.

Five, four, three, two, one, zero… / Beş, dört, üç, iki, bir, sıfır…

 

  • Zone: Bölge

a demilitarized zone  /  askerden arındırılmış bölge

Bu yazı 98384 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

102 adet yorum var.

  1. Eser dedi ki:

    Teşekkürler güzel bir site ama “M” harfinden sonraki kelimeler neden yok acaba?

  2. The Jordan dedi ki:

    ARKADAŞIM SAGOL AMA M HARFİNDEN SONRAKİLER YOK. KAYNAK SİTEYİ YAYINLA DA ORADAN BAKALIM. YARI YOLDA KOYMAYIN BİZİ.

  3. Cem dedi ki:

    M harfinden devamını bekliyoruz hocam teşekkür ederim

  4. merve dedi ki:

    Merhabalar,güzel bir çalışma olmuş fakat devamını da yayınlar mısınız. Eğer mümkünse klasör halinde bulunuyorsa mail hesabıma atmanızı rica etsem ?

  5. karakuzu dedi ki:

    devamııııııııııııııııı

  6. Yılmaz ÇETİN dedi ki:

    Merhabalar her şeyden önce büyük emek harcayarak, toplum yararına böyle bir çalışmayı paylaştığınız için bütün samimiyetimle teşekkür ederim. Ben Doktora eğitimi için önümüzdeki YDS’ye kendi imkan ve olanaklarımla hazırlanıyorum. Kelime sorularında neye dikkat etmeliyim ve nasıl bir tavsiyeniz olur, ayrıca kelimeler “M”den sonra yok bana rica etsem eposta adresime bu yapmış olduğunuz çalışmanın devamını atarmısınız. Saygılarımla…

  7. yakup dedi ki:

    admin lütfen m harfinden sonrasını yayınlarmısın.

  8. biyolog dedi ki:

    güzel çalışma ellerinize sağlık. M harfinden sonrasını da sabırsızlıkla bekliyoruz.

  9. kelebak dedi ki:

    çok güzel bir paylaşım lakin M’den sonraki kelimeleride bir an önce paylaşırsanız çok büyük hayır duası alırsınız.

  10. gizem dedi ki:

    lütfen M harfinden sonrasını da yayınla

  11. Seyit dedi ki:

    Gerçekten Çoooook güzel bi çalisma olmuş hazirlayanlardan Allah razi olsun…Lütfen bizi yari yolda birakmayin M harfindan sonrakilari da yayinlarsaniz cooook seviniriz…sinava az kaldi… Tekrar Teşekkur ederim….

  12. elif funda kuru dedi ki:

    lütfen en kısa zamanda m harfinden sonraki kelimeleri ekleyebilir misiniz?kelimeler çok güzel ve rahat çalışılıyordu.sınava az kaldı.diğer kaynaklar bu kadar rahat çalışılmıyor.

  13. bilal ÇUN dedi ki:

    Tebrikler çok iyi olmuş emeğinize sağlık çok teşekkür ederim.

  14. ALİ ATEŞ dedi ki:

    EMEĞİNİZ İÇİN ÇOK AMA ÇOK TEŞEKKÜRLER ÇOK FAYDALI OLACAĞINA İNANIYORUM BU ÇALIŞMANIN EMEĞİ OLAN HERKEZE TEŞEKKÜRLER.

    M OLAYDI İYİYDİ 🙂

  15. yasir dedi ki:

    yaz aylarına girdik. Beklemedeyiz..

  16. burak dedi ki:

    devamı yayınlanacak mı acaba?

  17. MEHMET İNCE dedi ki:

    çok güzel birkaynak elinize sağlık allah razı olsun m harfinden sonrasını da gönderebilirseniz çok mutlu olacağız şimdiden teşekkürler

  18. gökhan dedi ki:

    M harfinden sonraki bütün harflerinde eklenmesini rica ediyorum ,nezaman yüklersiniz acaba tam dosyası varsa gmail hesabıma atmanızı istiyorum mümkünse . bu tür çalışmalarınızın çoğalması ile birlikte iyi çalışmalar

  19. yusuf dedi ki:

    admin N harfini bekliyoruz , lütfen ….

  20. Huseyin dedi ki:

    Çok güzel olmuş, fakat yarıda kalmış.

  21. Murat dedi ki:

    Çok güzel bir çalışma Allah razı olsun M den sonrasını da bekliyoruz

  22. gamze dedi ki:

    yaz bitiyor siz daha paylaşmadınız

    • admin dedi ki:

      15 Ağustosta hepsi tamamlanmış olacak efendim.

      • Allah razı olsun admin sonunda tamamliyorsunuz galeba bayadır sizi takip ediyordum ne zaman tamamlicaksiniz diye…bugün farkettim N ve O harfini de eklemiişsiniz…15 ağostusta tamamlarsaniz süper olacak…şimdide emeği geçen herkese teşekkürler ederim….ellerinize sağlık

        • admin dedi ki:

          Rica ederim. Sizden de Allah razı olsun… En kısa zamanda tamamlayacağız inşallah. Saygılar, iyi çalışmalar…

          • Pardon 07.Eylül’e kadar tamamlarsaniz sevinirim diye yazacaktım 15 Ağustos yazmışım 🙂 bi düzeltme yapım istedim 🙂 yine de çok teşekkürler bugün baktım R harfına kadar tamamlamişsiniz….inşallah yakın zamanda tamamlanacaktır….Ellerinize tekrar sağlık

          • admin dedi ki:

            Tamamlayacağız inşallah. Teşekkürler, sağ olun 🙂

  23. benzin dedi ki:

    Admin paylaşım için teşekkürler hepsi tamamlanınca mükemmel olacak herkese iyi çalışmalar.

  24. onur dedi ki:

    Güzel bir çalışma umarım hepsi tamamlanır teşekkürler.

  25. benzin dedi ki:

    15 ağustosta tamamlanacak demiştiniz acaba devamı gelecek mi?

  26. serkan dedi ki:

    sayın admin, elinize emeğinize sağlık. çok yararlı bir paylaşım olmuş ayrıca sitede çok güzel..Allah razı olsun.

  27. Ebru dedi ki:

    Hakkaten cok faydali olmus ya emege saglik kim ya da kimler hazirladiysa, cok tesekkurler. Takipteyim devami da gelir umarim yakinda.

  28. aysu dedi ki:

    Emeğinize sağlık, çok faydalı bi çalışma olmuş.

  29. yunus emre alper dedi ki:

    hiç sevmedim ben bu siteyi şikayiçiyim iyreç aradan cümeleri bulamıyom 1 saat tir dolaşıyom

  30. jeff buckley dedi ki:

    S’den sonrası ne zaman gelecek acaba?

  31. ilgili dedi ki:

    S’den sonrası ne zaman gelecek?

  32. enes dedi ki:

    Emeğinize sağlık.gerçekten çok özel ve güzel bir çalışma herkesin işine yarayacak bir çalışma.Acaba bu kelimelerin word dosyası olarak indire bileceğimiz bir alternatif var mı ? Şimdiden teşekkür ederim.Kolay gelsin 🙂

  33. gunay dedi ki:

    Emeği geçenlere Tesekkurler, guzel çalışmalarınızin devamini dilerim. Cok faydali bir calisma oldu benim için. Sevgiler,,

  34. Zafer(victory) dedi ki:

    Bu kelimelerin çok yararlı olacağına inanıyorum fakat A-Z’ye tüm kelimeler olursa daha iyi olur. Emeğinize sağlık 🙂

  35. ozay dedi ki:

    kelimeler cok asagi seviyede.gunluk konusma yada okumada karsina cok ciktigindan hepsini biliyorum, ahim sahim bilinmeyecek bi kelime yok

  36. Zafer BEKTAŞ dedi ki:

    Merhaba bende sizi kutluyorum elinize saglık

  37. Zafer BEKTAŞ dedi ki:

    Elinize sağlık …

  38. Aydoğan dedi ki:

    Ellerinize kollarınıza sağlık çok güzel olmuş Allah razı olsun

  39. hulya dedi ki:

    S harfinden sonrakiler ne zaman eklenecek acaba? tamamlarsanız çok memnun olurum.

  40. kerem dedi ki:

    kim ne derse desin böylesi bir çalışma başka hiçbir yerde bedava yok. i. hakkı mirici nin kitabı var ama bedava değil. helal size arkadaşlar. yds için birebir. “t” harfinden sonrasını da bekliyorum. emeğinize, elinize kolunuza sağlık…

  41. Aysel :) dedi ki:

    Merhaba. Çok değerli bir paylaşımda bulumuşsunuz teşekkür ediyorum.T harfinden sonrakileri de yayınlarsanız YDS için bulunmaz bir kaynak olacaktır. Bahardaki YDS ye hazırlanan biri olarak dört gözle bekliyorum.

  42. Zafer BEKTAŞ dedi ki:

    Tesekkür ederim

  43. Zafer BEKTAŞ dedi ki:

    inşallah hepimize yararlı olur.sayglarımı sunarım

  44. Zafer BEKTAŞ dedi ki:

    çok teşekkürler

  45. Erkan dedi ki:

    Bunlar YDS kelimeleri değil. Neredeyse hepsi pre-intermediate seviyesi. İnsanların vaktini çalmayın YDS yazarak. Ama ingilizceye yeni başlayanlar için güzel bir kaynak.

  46. Turgay Selim CANGARLI dedi ki:

    Çok güzel bir çalışma… Hepinizin ellerine ve emeklerine
    sağlık..

  47. enigma teras dedi ki:

    Admin S’den sonrası ne zaman yayınlanacak?

  48. kerem dedi ki:

    hocam bu işi yarım bıraktınız. oldu mu şimdi? bir o kadar da takipçiniz olmasına rağmen acaba çalışmanızı tamamlama konusunda çekimser kalmanızın geçerli bir sebebi var mı?

  49. Kubilay dedi ki:

    Merhaba. Çalışma çok iyi! Çok teşekkür ediyorum.

  50. kazim dedi ki:

    Harika bir çalışma olmuş çok dua alıyorsunuz. Haberiniz olsun.

  51. alamarat dedi ki:

    kardeş ellerine sağlık.
    harikasın sen.

  52. Taner dedi ki:

    Bunları buraya koyandan Allah Razı olsun. Süpersiniz. Bu emek takdiri hak eder. o kadar işime yaradı ki… püüüü …. kelimeler kifayetsiz.

  53. zugo32 dedi ki:

    merhaba acaba ne zaman tamamlarsınız diye sorucaktım da çünkü bu yıl son senem ve sınava gireceğim ?

  54. Zehra Aktan dedi ki:

    Merhaba,
    T harfinden sonraki kelimeler nerede ?

  55. Umut dedi ki:

    Allah razı olsun yapandan yaptırandan. YDS’de emek veren bütün arkadaşlara başarılar.

  56. ahmet dedi ki:

    Elinize emeğinize sağlık , umarım en kısa zamanda t harfinden sonrası da gelir.

  57. fatma sönmez dedi ki:

    Çok güzel bir kaynak olmuş hakkınızı helal edin.

  58. okan dedi ki:

    Merhabalar. Bunun rusça icin olan versiyonunu da yaparsaniz cok buuk sevap islersiniz 🙂

  59. Melike Akdoğan dedi ki:

    Merhaba; T harfinden sonrasını da sabır ve dua ile bekliyoruz. 🙂

  60. Bilgehan dedi ki:

    Merhaba. Lütfen ”M” harfinden sonrasınıda yayınlar mısınız sınav kapıda , yaklaştı. Bu arada çok güzel olmuş emeğinize sağlık.

  61. hazelitam dedi ki:

    eksik harflerin devamını ne zaman yayınlıycaksınız acaba dört gözle beklemekteyiz saol çok saolun yardımlarınız için :)))

  62. Caner İLİDİ dedi ki:

    çok başarılı fakat pdf halinde dosya olarak yokmu indirebilmek için

  63. sait dedi ki:

    lütfen t den sonrasını da eklermisiniz

  64. yeşim özbek dedi ki:

    Admin Lütfen U harfinden sonrasını da ekleyebilirmisin lütfen çok çok ihtiyacım var teşekkür ederim

  65. Adem dedi ki:

    Rica etsem T den sonrasin eklermisiniz? Tesekkurler

  66. bekir çelik dedi ki:

    Teşekkürler, çok başarılı bir çalışma olmuş, U harfinden sonrasını da tamamlarsanız çok iyi olur, kolay gelsin, iyi çalışmalar…

  67. Nur dedi ki:

    Elinize saglik peki sadece bu kadar mı?

  68. AZİZMERCAN dedi ki:

    Ellerinize sağlık .Çok güzel ve faydalı olmuş.Teşekkürler

  69. esin dedi ki:

    Allah razı olsun çok faydalı oldu emeğinize sağlık.

  70. emin akbalık dedi ki:

    admin v harfinden sonrasını da koyabilirmisin???

  71. nehir okay dedi ki:

    Merhaba. V harfinden sonrası da eklenecek mi acaba? Şimdiden teşekkürler.

  72. fatih dedi ki:

    Ellerinize sağlık bu güzel ve yararlı paylaşım için, ‘U’ dan sonrasını da sabırsızlıkla bekliyoruz , teşekkürler 🙂

  73. bülent dedi ki:

    Elinize sağlık, hadi son bir gayret, w,x,y,z’yi bekliyoruz.

  74. ÇETİN dedi ki:

    NASIL İNDİREBİLİRİZ.HARİKA BİR ÇALIŞMA ELİNİZE EMEĞİNİZE SAĞLIK

  75. Ahmet dedi ki:

    Çalışma için Allah razı olsun

  76. Şafak dedi ki:

    EMEĞİNİZE sağlık.X,Y,Z bekliyoruz.

  77. urgan dedi ki:

    merhaba, elinize sağlık harika bir çalışma olmuş

  78. Jerfi dedi ki:

    abi bu ne ya! bence bunlar klasik sözlükteki ilk bilmem kaç kelime

  79. Istanbul ithalat - ithal Çin ürünleri dedi ki:

    Pardon adminim. Gördüm. Cevap için çok çok teşekkür ederim.

  80. Oguz dedi ki:

    Hocam iyi günler. Ben bu yayınladığınız kelimelerin çıktısını alıp çalışabilir miyim sizin için bir mahsuru yoksa?

  81. Alper dedi ki:

    Çok kıymetli bir çalışma. Hakkınızı helal edin. Elinize kolunuza zihninize sağlık. Allah razı olsun

  82. ceros dedi ki:

    hocam mrb. YDS altyapım buradaki kelimeleri kopyalayıp cıktısını almam lazım ızın verır mısınız?

  83. Leyla dedi ki:

    Çok teşekkür ederim çok faydalı Allah razı olsun emeklerinize sağlık 😊

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun