YDS'de En Çok Çıkan 3000 Kelime ve Örnek Cümleler | ÖSYM Kılavuzu - Part 3
 

YDS’de En Çok Çıkan 3000 Kelime ve Örnek Cümleler

  • Cabinet: Kabine, bakanlar kurulu, dolap, vitrinli dolap

a cabinet meeting /  bir kabine toplantısı kitchen cabinets / mutfak dolapları

  • Cable: Kablo, kablolu yayın, kablolu televizyon

fibre-optic cable  /  fiber optik kablo

  • Cake: Kek, pasta, çörek, kalıp, kalıplaşmak, katılaşmak

a birthday cake  /  bir doğumgünü pastası

  • Calculate: Hesaplamak, saymak, tasarlamak, planlamak

We haven’t really calculated the cost of the vacation yet.  /  Biz, gerçekten henüz tatilin maliyetini hesaplamış değiliz.

  • Calculation: Hesaplama

Cathy did a rough calculation.  /  Cathy kaba bir hesaplama yaptı.

  • Call: Çağrı, davet, arama / demek, adlandırmak, söylemek

Were there any calls for me while I was out?  /  Ben dışardayken onlar beni hiç aradı mı? I left a message but he didn’t return my call.  /  Ben bir mesaj bıraktım ama o benim çağrıma geri dönmedi.

  • Called: Denilen, adlı

I don’t know anyone called Scott.  /  Ben Scott denilen birini tanımıyorum.

  • Calm: Sakin, durgun, huzurlu

The police appealed for calm.  /  Polis sakin olmasını rica etti.

  • Camera: Kamera, fotoğraf makinesi, gizli

a camera crew / bir kamera ekibi Are you prepared to tell your story on camera?  /  Kameraya anlatacağınız hikayeniz için hazır mısınız?

  • Campaign: Kampanya, seferberlik, savaş

an advertising campaign / bir reklam kampanyası

  • Camp: Kamp, kamp yapmak, kısa bir zaman için konaklamak

I camped overnight in a field.  /  Ben gece boyunca bir alanda kamp yaptım.

  • Camping: Kamp, kamp yapma

camping equipment  /  kamp ekipmanları

  • Can: Yababilmek, edebilmek, -ebilmek, kutu

I can run fast.  /  Ben hızlı koşabilirim. He couldn’t answer the question.  /  O, soruya cevap veremedi.

  • Cancel: İptal, fesih, kaldırmak

All flights have been cancelled because of bad weather.  /  Kötü hava şartlarından dolayı bütün uçuşlar iptal edildi. The wedding was cancelled at the last minute.  /  Düğün son dakikada iptal edildi.

  • Cancer: Kanser, kötü şey

Most skin cancers are completely curable. / Çoğu cilt kanseri tamamen tedavi edilebilir.

  • Candidate: Aday

one of the leading candidates for the presidential  /  başkanlık için önde gelen adaylardan biri There were a large number of candidates for the job.  /  İş için çok sayıda aday vardı.

  • Candy: Şeker, şekerleme

Who wants the last piece of candy?  /  Şekerin son parçasını kim ister?

  • Cannot: Yapamamak, edememek

I cannot believe the price of the tickets!  /  Biletlerin fiyatına inanamıyorum.

  • Capable: Yetenekli, kabiliyetli, -ebilmek

You are capable of better work than this.  /  Sen bundan daha iyi bir iş yapabilirsin. She’s a very capable teacher.  /  O çok kabiliyetli bir öğretmen.

  • Capacity: Kapasite, fonksiyon

The theatre has a seating capacity of 2000.  /  Tiyatro 2000 kişilik oturma kapasitesine sahiptir.

  • Cap: Kapak, başlık, örtmek

a lens cap  /  bir lens kapağı

  • Capital: Sermaye, kazanç, başkent, büyük, ölüm, ana, ilk harf

Capital city of Turkey is Ankara.  /  Türkiye’nin başkenti Ankara’dır. a capital offence / bir ölüm saldırısı English is written with a capital ‘E’.  /  English’in ilk harfi büyük E ile yazılır.

  • Captain: Kaptan, önder

The captain gave the order to abandon ship./  Kaptan gemiyi terk etme emrini verdi. She was captain of the hockey team at school. /  O, okulun hokey takımında kaptandı.

  • Capture: Ele geçirmek, esir almak, yakalama

the capture of enemy territory / düşman topraklarını ele geçirmek

  • Car: Araba, otomobil

Where can I park the car? /  Arabayı nereye park edebilirim?

  • Cardboard: Karton, mukavva

a cardboard box / bir karton kutu

  • Card: Kart

a piece of card  /  bir kart parçası an appointment card / bir randevu kartı Here’s my card if you need to contact me again.  /  Benimle tekrar iletişim kurmak isterseniz kartım burada.

  • Care: Bakım, dikkat, özen, ilgi

I don’t care. / Umrumda değil.

  • Career: Kariyer, meslek, koşmak

She has been concentrating on her career.  / O, kariyerine konsantre olmuştur.

  • Careful: Dikkatli, titiz

Be careful! / Dikkatli ol! I’m very careful about washing my hands before eating  /  Yemekten önce ellerimi yıkama konusunda çok dikkatliyim.

  • Careless: Dikkatsiz, ilgisiz, kayıtsız

She threw her coat carelessly onto the chair.  /  O dikkatsiz bir şekilde ceketini sandalyeye attı.

  • Carpet: Halı

a bedroom carpet  /  bir yatak odası halısı

  • Carrot: Havuç, bir şeye ikna etmek için ödül sözü vermek

grated carrot / rendelenmiş havuç

  • Carry: Taşımak, getirmek, götürmek

He was carrying a suitcase.  /  O, bir bavul taşıyordu.

  • Case: Durum, dava, kasa, kutu

a pencil case  /  bir kalem kutusu In some cases people have had to wait several weeks for an appointment.  /  Bazı durumlarda insanlar bir randevu için birkaç hafta beklemek zorunda kalırmış.

  • Cash: Nakit, para

Customers are offered a 10% discount if they pay cash.  /  Nakit ödeme yaparlarsa müşterilere % 10 indirim sunuluyor.

  • Cast: Oyuncular, döküm

The whole cast performs wonderful.  / Bütün oyuncuların performansı harika.

  • Castle: Kale, şato

a medieval castle / bir orta çağ kalesi

  • Cat: Kedi

cat climbed the tree. / kedi ağaca tırmandı.

  • Catch: Yakalamak, yetişmek

How many fish did you catch?  /  Ne kadar balık yakaladın?

  • Category: Kategori, grup, sınıf, zümre

The results can be divided into three main categories. / Sonuçlar üç ana kategoriye ayrılabilir.

  • Cause: Neden, sebep, yol açmak

Do they know what caused the fire?  /  Onlar yangının nedenini biliyor mu?

  • CD: CD, disk

His albums are available on CD and online.  / Onun albümlerine CD veya çevrimiçi olarak ulaşılabilir.

  • Cease: Durdurmak, kesmek, vazgeçmek, son vermek

He ordered his men to cease fire. / O adamlarına yangını durdurmalarını emretti.

  • Ceiling: Tavan, iç kaplama

a large room with a high ceiling  /  yüksek tavanlı geniş bir oda The walls and ceiling were painted white. / Duvarlar ve tavan beyaza boyandı.

  • Celebrate: Kutlamak, anmak, övmek

Jake’s passed his exams. We’re going out to celebrate. / Jake sınavlarını geçti. Biz kutlama için dışarıya çıkıyoruz. How do people celebrate New Year in your country?  /  Sizin ülkenizde insanlar yeni yıl  kutlamalarını nasıl yapar?

  • Celebration: Kutlama, anma, tören

birthday celebrations  / doğum günü kutlamaları

  • Cell: Hücre, pil

the nucleus of a cell  /  bir hücrenin çekirdeği

  • Cell Phone: Cep telefonu

The use of cellular phones is not permitted on most aircraft.  /  Cep telefonu kullanımına çoğu uçakta izin verilmez.

  • Cent: Sent, doların yüzde biri

 

  • Centimetre: Santimetre

 

  • Central: Merkezi, asıl, en önemli

The central issue is that of widespread racism.  /  Asıl sorun ırkçılığın yaygınlığıdır. Prevention also plays a central role in traditional medicine.  /  Önleyici tedbir geleneksel tıpta merkezi bir rol oynar. the central point of the brain  /  beynin merkezi noktası

  • Centre: Merkez, orta

the centre of a circle  / bir dairenin merkezi

  • Century: Yüzyıl, asır

eighteenth-century writers  /  On sekizinci yüzyıl yazarları

  • Ceremony: Tören, merasim

an awards/opening ceremony  /  bir ödül/açılış töreni

  • Certain: Belli, kesin, muhakkak, emin

She looks certain to win an Oscar. /  O, Oscar ödülünü kazanmaya kesin gözüyle bakıyor.

  •  Certainly: Kesinlikle, elbette, şüphesiz

Without treatment, she will certainly die.  /  Tedavi edilmezse o kesinlikle ölecek. Certainly, the early years are crucial to a child’s development.  /  Elbette, bir çocuğun gelişimi için ilk yıllar çok önemlidir.

  • Certificate: Sertifika, belge, diploma

a birth sertificate / bir doğum belgesi

  • Chain: Zincir, dizi

The doors were always locked and chained.  /  Kapılar her zaman kilitli ve zincirliydi.

  • Chair: Sandalye, koltuk, makam, başkanlık etmek

Sit on your chair!  /  Sandalyenize oturun.

  • Chairman: Başkan, reis

The chairman of the company presented the annual report.  /  Şirketin başkanı yıllık raporu sundu.

  • Chairwoman: Kadın başkan

 

  • Challenge: Meydan okumak, itiraz, davet, karşı gelmek, düelloya davet etmek

This discovery challenges traditional beliefs.  /  Bu keşif geleneksel inanışlara karşı geliyor.

  • Challenging: Zorlu, kamçılayıcı, boyun eğmez

challenging work  /  zorlu iş

  • Chamber: Resmi toplantılar için kullanılan oda, bölme, boşluk, oda

The members left the council chamber.  /  Üyeler konsey odasını terk etti.

  • Chance: Şans, fırsat, tesadüfi

Is there any chance of getting tickets for tonight?  /  Bu gece için bilet alma şansı var mı?

  • Change: Değiştirmek, değişim

There was no change in the patient’s condition overnight.   /   Gece boyunca hastanın durumunda değişiklik yoktu.

  • Channel: Kanal, bağlantı

What’s on Channel 4 tonight?  /  Kanal 4’te bu gece ne var?

  • Chapter: Bölüm, kısım

I’ve just finished Chapter 3.  /  Ben şimdi 3. bölümü bitirdim.

  • Character: Karakter, nitelik

Generosity is part of the Turkish character.  /  Cömertlik Türk karakterinin bir parçasıdır.

  • Chracteristic: Karakteristik, tipik, özgün, nitelik, vasıf

The two groups of children have quite different characteristics.  /  İki çocuk grubu tamamen farklı karakteristiğe sahiptir.

  • Charge: Ücret, talep, şarj etmek, doldurmak

The restaurant charged £20 for dinner.  /  Restoran akşam yemeği için 20 sterlin ücret istedi.

  • Charity: Hayır, sadaka, hayır kurumu

Many charities sent money to help the victims of the famine.  /  Birçok hayır kurumu açlık kurbanlarına yardım için para gönderdi.

  • Chart: Grafik, tablo, çizelge, planlamak, çizelge ile göstermek, haritasını çizmek

His job was to chart the progress of the spacecraft.  /  Onun işi uzay aracının ilerlemesini çizelge ile göstermekti.

  • Chase: Takip, kovalama, peşine düşmek

The thieves were caught by police after a short chase.  /  Hırsızlar kısa bir takibin ardından polis tarafından yakalandı.

  • Chat: Sohbet, konuşmak, söyleşmek

I just called in for a chat.  /  Ben sadece sohbet için aradım.

  • Cheap: Ucuz, değersiz

A good education is not cheap.  /  İyi bir eğitim ucuz değildir.

  • Cheaply: Ucuz bir şekilde, değersiz bir biçimde

I’m sure I could buy this more cheaply somewhere else. /  Eminim bunu başka bir yerde daha ucuza alabilirdim. You can live very cheaply in Italy.  /  İtalya’da daha ucuz bir şekilde yaşayabilirsin.

  • Cheat: Hile, dolandırıcı, aldatmak

There’s a cheat you can use to get to the next level.  /  Bir sonraki seviyeye ulaşmak için kullanabileceğiniz hileler var.

  •  Check: Kontrol, denetlemek

The drugs were found in their car during a routine check by police.  /  Polis tarafından yapılan rutin bir kontrol sırasında onların aracında uyuşturucu bulundu.

  • Cheerful: Neşeli, keyifli, neşelendirmek

You’re in a cheerful mood.  /   Sen neşeli bir ruh hali içindesin.

  • Cheese: Peynir

I ate some cheese. /  Biraz peynir yedim.

  • Chemical: Kimyasal
  • Chemist: Kimyager, eczacı

You can obtain the product from all good chemists.  /  Ürünü tüm iyi eczacılardan elde edebilirsiniz.

  •  Cheque: Çek

to pay by cheque  /  çek ile ödeme

  • Chest: Göğüs

a chest infection  /  bir göğüs enfeksiyonu

  • Chew: Çiğnemek

He is always chewing gum.  /  O, her zaman sakız çiğniyor.

  •  Chicken: Tavuk, korkak

Chickens in the back yard. /  Arka bahçedeki tavuklar.

  • Chief: Şef, baş ana, reis, amir, belli başlı

 

  • Child: Çocuk, evlat

I lived in London as a child.  /  Ben çocukken Londra’da yaşadım.

  • Chin: Çene, konuşmak

 

  • Chip: Çip

This mug has a chip in it.  /  Bu kupa içinde bir çip var.

  • Chocolate: Çikolata, koyu kahverengi

a box of chocolates  /  bir kutu çikolata

  • Choice: Seçim, tercih, seçkin

We aim to help students make more conscious career choices.  /  Biz öğrencilerin daha bilinçli kariyer seçimleri yapmasına yardımcı olmayı hedefliyoruz.

  • Choose: Tercih etmek, seçmek

Sarah chose her words carefully.  /  Sarah her sözünü dikkatle seçer.

  • Chop: Doğramak, kesmek, azaltmak

Add the finely chopped onions.  /  İnce doğranmış soğan ekleyin.

  • Church: Kilise

The procession moved into the church.  /  Kafile kiliseye hareket etti. How often do you go to church?  /  Ne sıklıkta kiliseye gidersiniz?

  • Cigarette: Sigara

a packet of cigarettes  /  bir paket sigara

  • Cinema: Sinema

I used to go to the cinema every week.  /  Ben her hafta sinemaya giderdim.

  • Circle: Daire, çember, bir grup insan, kuşatma

Draw a circle.  /  Bir daire çizin.

  • Circumstance: Durum, koşul, şart

The company reserves the right to cancel this agreement in certain circumstances.  /  Şirket bazı durumlarda bu anlaşmayı iptal etme hakkını saklı tutar.

  • Citizen: Vatandaş, yurttaş, hemşehri

British citizens living in other parts of the European Union.  / Avrupa Birliği’nin diğer bölgelerinde yaşayan İngiliz vatandaşları.

  • City: Şehir, kent

one of the world’s most beautiful cities.  /  dünyanın en güzel şehirlerinden biri.

  • Civil: Sivil, iç

civil unrest  /  iç huzursuzluk civil society  /  sivil toplum

  • Claim: İddia etmek, talep etmek

The singer has denied the magazine’s claim that she is leaving the band.  / Şarkıcı derginin gruptan ayrılacağı iddiasını reddetti.

  • Clap: Alkış, alkışlamak

Give him a clap!  /  Ona bir alkış verin.

  •  Class: Sınıf, ders

We were in the same class at school. /  Biz okulda aynı sınıftaydık. I was late for a class. / Ders için geç kaldım.

  • Classic: Klasik, geleneksel, klasik eser, kaliteli

English classics such as ‘Alice in Wonderland’  /  Alice Harikalar Diyarında gibi İngiliz Klasikleri

  • Classroom: Sınıf, derslik

the use of computers in the classroom  / derste bilgisayar kullanımı

  • Clean: Temiz, temizlemek

Have you cleaned your teeth?  /  Dişlerini temizledin mi?

  • Clear: Açık, net, temiz, temizlemek
  • Clear up that mess.  /  Bu pisliği temizleyin.

 

  • Clearly: Açıkça, anlaşılır biçimde, apaçık, net

It’s difficult to see anything clearly in this mirror. /  Bu aynada herhangi bir şeyi açıkça görmek zor.

  • Clerk: Katip, katiplik yapmak, tezgahtarlık, memur

an office clerk  /  bir ofis memuru

  • Clever: Zeki, akıllı, becerikli

a clever child  /  Zeki bir çocuk

  • Click: Tıklamak, tıkırtı, kısa ve keskin bir ses

The door closed with a click.  /  Kapı bir tıkırtı ile kapandı.

  • Client: Müşteri, müvekkil

Lawyers must always consider the interests of their clients.  /  Avukatlar her zaman müvekkillerinin çıkarlarını göz önünde bulundurmalıdır.

  • Climate: İklim, hava, şartlar, çevre

the harsh climate of the Arctic regions  /  Arktik bölgelerin sert iklimi.

  • Climb: Tırmanmak, tırmanış, yükselmek, çıkmak

She climbed up the stairs.  /  O merdivenlerden yukarı çıktı. The car slowly climbed to the hill.  /  Araba yavaşça tepeye tırmandı.

  • Climbing: Tırmanış, dağcılık

a climbing accident  / bir tırmanış kazası

  • Clock: Saat

It was ten past six by the kitchen clock.  /  Mutfak saatine göre altıyı on geçiyordu. The clock has stopped.  /  Saat durdu.

  • Close: Yakın, kapalı, kapatmak

She closed the gate behind her. / O, arkasındaki kapıyı kapattı. close meaning of words  /  kelimelerin yakın anlamı Our new house is close to the school.  /  Bizim yeni evimiz okula yakın. The two buildings are close each other.  /  İki bina birbirlerine yakın.

  • Closed: Kapalı

Keep the door closed.  /  Kapıyı kapalı tut.

  • Closet: Dolap, küçük oda, gizli, özel, mahrem, klozet, tuvalet

 

  • Cloth: Bez, kumaş, örtü

bandages made from strips of cloth / kumaş şeritlerden yapılan sargılar

  • Clothes: Giysi, elbise, çamaşır

I bought some new clothes for the trip.  /  Ben yolculuk için biraz yeni elbise satın aldım.

  • Clothing: Giyim, giysi, elbise

protective clothing  /  koruyucu elbise a clothing manufacturer  /  bir giyim üreticisi

  • Cloud: Bulut

The plane was flying in cloud most of the way.  /  Uçak, yolun çoğunda bulutların içinde uçuyordu.

  • Club: Kulüp

a golf club  /  bir golf kulübü Beşiktaş Gymnastics Club  /  Beşiktaş Jimnastik Kulübü

  • Coach: Antrenör, koç, çalıştırıcı, antrenman yaptırmak, yolcu otobüsü

a football coach / bir futbol antrenörü They went to Italy on a coach tour.  /  Onlar bir otobüs turu için İtalya’ya gitti.

  • Coal: Kömür

I put more coal on the fire.  /  Ben ateşe daha fazla kömür koydum.

  • Coast: Sahil, kıyı

We walked along the coast  /  Biz sahil boyunca yürüdük.

  • Coat: Ceket, palto, kat

I wore my coat  /  Ben paltomu giydim.

  • Code: Kod, şifre

 

  • Coffee: Kahve, kahverengi

a cup of coffee  /  bir fincan kahve

  • Coin: Para, madeni para

a euro coin  /  bir euro madeni para

  • Cold: Soğuk

cold rooms /  soğuk odalar

  • Coldly: Soğukkanlılıkla, sakince

 

  • Collapse: Çöküş

the collapse of law and order in the area  /  bölgede hukuk ve düzenin çöküşü

  • Colleague: Meslektaş, iş arkadaşı

We were friends and colleagues for more than 20 years.  /  Biz yıldan daha fazla bir süredir arkadaş ve meslektaştık.

  • Collect: Toplamak, biriktirmek, derlemek, ödemeli

We’re collecting signatures for a petition.  /  Biz bir dilekçe için imza topluyoruz.

  • Collection: Koleksiyon, toplama, derleme

The painting comes from his private collection.  /  Tablo onun kendi özel koleksiyonundan geliyor.

  • College: Üniversite, kolej

He got interested in politics when he was in college.  /  O üniversitedeyken siyasetle ilgilendi.

  • Colour: Renk, boya, renklendirmek

He drew a monster and coloured it green.  /  O bir canava çizdi ve yeşile boyadı.

  • Coloured: Renkli, boyanmış

She was wearing a cream-coloured suit.  /  O krem renkli bir takım elbise giymişti.

  •  Column: Kolon, sütun, direk

Nelson’s Column in London / Londra’daki Nelson Sütunu

  • Combination: Kombinasyon, birleşim, bileşim

What an unusual combination of flavours!  /  Ne sıradışı bir lezzet kombinasyonu!

  • Combine: Birleştirmek, toplamak, kaynaştırmak, birlik

Hydrogen and oxygen combine to form water.  /  Su oluşturmak için hidrojen ve oksijen birleştirilir.

  • Come: Gelmek, ulaşmak

She comes to work by bus. / O otobüsle işe gelir. Come here!  /  Buraya gel!

  • Comedy: Komedi, güldürü, komik olaylar

a romantic comedy / bir romantik komedi

  • Comfortable: Rahat, konforlu, rahatlatıcı

These new shoes are not very comfortable.  /  Bu yeni ayakkabılar çok rahat değil.

  • Comfortably: Rahat, konforlu bir şekilde

All the rooms were comfortably furnished. / Bütün odalar konforlu bir şekilde döşenmişti.

  • Comfort: Rahat, konfor, rahatlatmak

These tennis shoes are designed for comfort and performance.  /  Bu tenis ayakkabıları performans ve konfor için tasarlandı.

  • Command: Komuta, kumanda, buyurmak, hakim olmak, emretmek

She commanded the release of the prisoners.  /  O tutsakların serbest bırakılmasını emretti.

  • Comment: Yorum, değerlendirme, yorum yapmak

I can comment about their decision.  /  Ben onların kararı hakkında yorum yapabilirim.

  • Commercial: Ticari, mesleki, reklam

the commercial heart of the city  /  Şehrin ticari merkezi

  • Commission: Komisyon, heyet, görevlendirmek, atamak

 

  • Commit: İşlemek, suç işlemek, adamak

Most crimes were committed by young men.  /  Suçların çoğu genç adamlar tarafından işlendi.

  • Commitment: Taahhüt, söz vermek

 

  • Committee: Komite, kurul, komisyon

She’s on the management committee.  /  O yönetim kurulunda. The player was fined by the disciplinary committee.  /  Oyuncu disiplin kurulu tarafından para cezası ile cezalandırıldı.

  • Common: Ortak, yaygın, genel, halka açık alan, park

We went for a walk on the common.  /  Biz yürüyüş için halka açık alana gittik.

  •  Commonly: Yaygın olarak, çoğunlukla, müşterek biçimde, ortak olarak

This is one of the most commonly used methods. /  Bı yaygın olarak kullanılan yöntemlerden biri.

  • Communicate: İletişim kurmak, haberleşmek

They communicated in sign language.  /   Onlar işaret diliyle iletişim kurdu.

  • Communication: İletişim, haberleşme, bağlantı, irtibat

Speech is the fastest method of communication between people.  /  Konuşma, insanlar arasında iletişimin en hızlı yöntemidir.

  • Community: Topluluk, cemaat, cemiyet

ethnic communities  /  etnik topluluklar

  • Company: Şirket, ortaklık

Company profits were 5% lower than last year.  /  Şirket geçen yıldan % 5 daha az kâr etti.

  • Compare: Karşılaştırmak, kıyaslamak, benzetmek

We compared the two reports carefully.  /  İki raporu dikkatlice karşılaştırdık.

  • Comparison: Karşılaştırma, kıyaslama, mukayese, benzetme

According to Durkheim, comparison was the most important method of analysis in sociology.  /  Durkheim’e göre, sosyolojide analiz yöntemlerinin en önemlisi karşılaştırmaydı.

  • Compete: Yarışmak, rekabet etmek

We can’t compete with them on price. /  Biz fiyatta onlarla rekabet edemeyiz.

  • Competition: Yarışma, rekabet, çekişme

There is now intense competition between schools to attract students.  /  Şimdi okullarda öğrencileri çekmek için yoğun bir rekabet var.

  • Competitive: Rekabetçi, yarışçı

We need to work harder to remain competitive with other companies.  /  Diğer şirketlerle rekabetçiliğimizi sürdürmek için sıkı çalışmaya ihtiyacımız var.

  • Complain: Şikayet etmek, yakınmak

She never complains, but she’s obviously exhausted. / O, asla şikayet etmez ama belli ki yorulmuş.

  •  Complaint: Şikayet

I’d like to make a complaint about the noise.  / Ben gürültü hakkında bir şikayette bulunmak istiyorum.

  • Complete: Tamamlamak, doldurmak, bitirmek

The project should be completed within a year.  /  Proje bir yıl içinde tamamlanmış olmalıdır.

  • Completely: Tamamen, tam olarak

The explosion completely destroyed the building.  /  Patlama binayı tamamen yıktı.

  • Complex: Karmaşık

the complex structure of the human brain  /  insan beyninin karmaşık yapısı

  • Complicate: Zorlaştırmak, karıştırmak, içinden çıkılmaz hale getirmek

The issue is complicated beacuse the fact that a vital document is missing.  /  Mesele hayati bir belgenin eksik olması nedeniyle zorlaştı.

  • Complicated: Karmaşık, çetrefilli

The instructions look very complicated.  /  Talimatlar çok karmaşık görünüyor.

  • Computer: Bilgisayar

Our sales information is processed by computer.  /  Bizim satış bilgilerimiz bilgisayar tarafından işlenir.

  • Concentrate: Yoğunlaşmak, yoğunlaştırmak, yoğun madde

I decided to concentrate all my efforts on finding somewhere to live.  /  Ben bütün çabamı yaşamak için bir yer bulmak için yoğunlaştırmaya karar verdim.

  • Concentration: Konsantrasyon, odaklanma, yoğunlaşma

Tiredness affects your power of concentration.  /  Yorgunluk konsantrasyon gücünüzü etkiler.

  • Concept: Kavram, fikir, görüş, mefhum

He can’t grasp the basic concepts of mathematics.  /  O matematiğin temel kavramlarını idrak edemez.

  • Concern: Endişe, ilgi, merak

Don’t hesitate to ask if you have any queries or concerns about this work.  /  Bu çalışma hakkında herhangi bir endişeniz veya sorunuz varsa sormaktan çekinmeyin.

  • Concerned: İlgili, endişeli

Concerned parents held a meeting.  / İlgili ebeveynler bir toplantı düzenledi.

  • Concerning: İlgili

He asked several questions concerning the future of the company.  /  O, şirketin geleceği ile ilgili birkaç soru sordu.

  • Concert: Konser

They’re in concert at Wembley Arena.  /  Onlar Wembley Arena’daki konserde.

  • Conclude: Sonuçlandırmak, sona ermek, bitirmek, sonuç çıkarmak, karara varmak

The programme concluded with Stravinsky’s ‘Rite of Spring’.  /  Program Stravinsky’nin ‘Bahar Ayini’ ile sona erdi.

  • Conclusion: Sonuç, karar, netice

The conclusion of the book was disappointing.  /  Kitabın sonucu hayal kırıklığıydı.

  • Concrete: Beton, somut

a slab of concrete  /  bir beton levha

  • Condition: Durum, koşul, şart

The house is in a generally poor condition.  /  Ev genel olarak kötü bir durumda.

  • Conduct:  Davranış, idare, yönetmek, iletmek

improving standards of training and professional conduct  /  eğitim ve mesleki davranış gelişme standartları

  • Conference: Konferans, toplantı, kongre

The hotel is used for exhibitions, conferences and social events.  /  Otel sergiler, konferanslar ve sosyal etkinlikler için kullanılır.

  • Confidence: Güven, kendine güven, özgüven

A fall in unemployment will help to restore consumer confidence.  /  İşsizlikteki düşüş tüketici güvenin eski haline getirmeye yardımcı olacaktır. He answered the questions with confidence.  /  O, özgüvenle  soruları cevapladı.

  • Confident: Emin, güvenli, kendine güvenen, kendinden emin

She was in a relaxed, confident mood.  /  O, rahat, kendinden emin bir ruh hali içindeydi.

  • Confine: Sınırlamak, hapsetmek

She was confined to bed with the flu.  /  O, grip ile yatağa hapsoldu.

  • Confined: Sınırlandırılmış, hapsedilmiş

 

  • Confirm:  Onaylamak, doğrulamak, tasdik etmek

His guilty expression confirmed my suspicions.  /  Onun suçluluk ifadesi benim şüphelerimi doğruladı.

  • Conflict: Çatışma, anlaşmazlık, savaş, çekişme, bağdaşmamak

These results conflict with earlier findings.  /  Bu sonuçlar ilk bulgularla bağdaşmıyor.

  • Confront: Karşı koymak, karşı karşıya kalmak, yüzleştirmek, karşılaştırmak

He confronted her with a choice between her career or their relationship.  /  Kariyeri ve ilişkisi arasındaki bir tercih ile karşı karşıya kaldı.

  • Confuse: Şaşırtmak, karıştırmak, kafasını karıştırmak

People often confuse me and my twin sister.  /   İnsanlar sık sık benimle ikiz kardeşimi karıştırır.

  • Confused: Şaşkın, kafası karışmış

People are confused about all the different labels on food these days.  /  İnsanlar bugünlerde yiyeceklerdeki farklı etiketlerden dolayı şaşkın.

  • Confusing: Kafa karıştırıcı, şaşırtıcı

The instructions on the box are very confusing.  /  Kutudaki talimatlar çok kafa karıştırıcı. a very confusing experience / Çok şaşırtıcı bir deneyim

  • Confusion: Karışıklık, kargaşa, şaşkınlık, keşmekeş

He looked at me in confusion and did not answer the question.  /  O, şaşkınlık içinde bana baktı ve soruya cevap vermedi.

  • Congratulate: Tebrik etmek, kutlamak

I congratulated them all. Because they were very succesful  /  Ben onların hepsini tebrik ettim. Çünkü onlar çok başarılıydı.

  • Congratulation: Kutlama, tebrik

Congratulations on your exam results!  /   Sınav sonuçlar için tebrikler!

  • Congress: Kongre, toplantı, meclis

Congress will vote on the proposals tomorrow.  /  Meclis yarın önerileri oylayacak.

  • Connect: Bağlamak, birleştirmek

The towns are connected by train and bus services.  /  Kasabalar tren ve otobüs servisleri ile bağlanır.

  • Connected: Bağlı, ilgili, ilişkili, birleşik

The two issues are closely connected.  /  Bu konular yakından ilgili.

  • Connection: Bağlantı, bağ, ilişki

Scientists have established a connection between cholesterol levels and heart disease.  /  Bilim adamları kolesterol ve kalp hastalığı arasında bir bağlantı kurdu.

    • Conscious: Bilinçli

She’s very conscious of the problems involved.  /  O problemlerle ilgili çok bilinçli.

  • Consequence: Sonuç, netice, önem

Have you considered the possible consequences?  /  Olası sonuçları düşündünüz mü?

  • Conservative: Tutucu, muhafazakar, sağcı

Her style of dress was never conservative. / Onun giyim tarzı hiç muhafazakar değildi.

  • Considerable: Önemli, dikkate değer, önemli ölçüde, hayli

The project wasted a considerable amount of time and money.  /  Proje önemli ölçüde para ve zaman israfıydı.

  • Considerably: Dikkate değer ölçüde, önemli, çok

Interest rates on bank loans have increased considerably in recent years.  /  Banka kredilerindeki faiz oranları son yıllarda dikkate değer ölçüde arttı.

  • Consideration: Düşünme, önem, bedel

After a few moments’ consideration, he began to speak.  /  Bir kaç dakika düşündükten sonra konuşmaya başladı.

  • Consider: Düşünmek, dikkate almak

I’d like some time to consider.  /  Düşünmek için biraz zaman istiyorum.

  • Consist: Oluşmak, meydana gelmek

The committee consists of ten members.  /  Komite on üyeden oluşur.

  • Constant: Sabit, sürekli, daimi

constant interruptions  /  sürekli kesintiler Babies need constant attention. / Bebekler sürekli ilgiye ihtiyaç duyar.

  • Constantly: Sürekli, sık sık

Fashion is constantly changing.  /   Moda sürekli değişiyor. Heat the sauce, stirring constantly. / Sürekli karıştırarak sosu ısıtın.

  • Construct: İnşa etmek, kurmak, oluşturmak

When was the bridge constructed?  /  Köprü ne zaman inşa edildi?

  • Construction: İnşaat

Work has begun on the construction of the new airport.  /  Yeni havalimanının inşaatında çalışma başladı.

  • Consult: Danışmak, başvurmak

If the pain continues, consult your doctor.  /  Ağrı devam ederse doktorunuza danışın. Have you consulted your lawyer about this issue?  /  Bu konu hakkında avukatınıza danıştınız mı?

  • Consumer: Tüketici, alıcı

Tax cuts will boost consumer confidence.  /  Vergi indirimleri tüketici güvenini arttıracak.

  • Contact: Temas, bağlantı, irtibat kurmak, temasa geçmek

I’ve been trying to contact you all day.  /  Ben bütün gün sizinle iletişime geçmek için çalışıyorum.

  • Contain: İçermek, tutmak, kapsamak, ihtiva etmek

This drink doesn’t contain any alcohol.  /  Bu içecek hiç alkol içermez.

  • Container: Konteyner, kap

Food will protect longer if kept in an airtight container.  /  Hava geçirmez bir kapta tutulursa, yiyecek daha uzun süre korunacaktır. a container ship / bir konteyner gemisi

  • Contemporary: Çağdaş, modern, günümüze ait, akran

He was contemporary with the dramatist Congreve.  /  O oyun yazarı Congreve ile çağdaştı.

  • Content: İçerik, kapsam, memnun, hoşnut

He tipped the contents of the bag onto the table.  /  O, masanın üzerindeki çantanın içindekileri döktü. Fire has caused severe damage to the contents of the building.  /   Yangın binanın içinde ciddi zarara neden oldu.

  • Contest: Yarışma, rekabet

a singing contest  /  bir şarkı yarışması

  • Context: Bağlam, durum, şartlar

You should be able to guess the meaning of the word from the context.  /   Bağlamdan kelimenin anlamını tahmin edebilmelisiniz.

  • Continent: Kıta

the continent of Africa  /  Afrika kıtası

  • Continue: Devam etmek, sürdürmek

The exhibition will continue until 25 July.  /  Sergi 25 Temmuz’a kadar devam edecek.

  • Continuous: Sürekli, devamlı

You will see a continuous improvement in your health if you left smoking  /  Sigara içmeyi bırakırsanız, sağlığınızdaki sürekli iyileşmeyi göreceksiniz.

  • Contract: Sözleşme, anlaşma, daraltmak

The universe is expanding rather than contracting.  /  Evren daralmaktan ziyade genişliyor. The player is contracted to play until August.  /  Oyuncu Ağustos’a kadar oynamak için anlaştı.

  • Contrast: Kontrast, karşılaştırmak, tezat, çelişki

Her actions contrasted with her promises. / Onun hareketleri sözleri ile çelişkili.

  • Contrasting: Çok farklı, zıt, kontrast

bright, contrasting colours  /  parlak, zıt renkler

  • Contribute: Katkıda bulunmak, bağış yapmak

We contributed £5000 to the earthquake fund.  /  Biz deprem fonuna 5000 sterlin katkıda bulunduk.

  • Contribution: Katkı, destek, yardım

All contributions will be gratefully received.  /  Bütün katkılar memnuniyetle kabul edilecektir.

  • Control: Kontrol, denetim, hakimiyet

The whole territory is controlled by the army.  /  Bütün bölge ordu tarafından kontrol ediliyor. Can’t you control your children?  /  Sen çocuklarını kontrol edebilir misin?

  • Convenient: Uygun, elverişli, kullanışlı

A bicycle is usually more convenient than a car in towns.  /  Bisiklet kasabada  genellikle arabadan daha kullanışlıdır.

  • Conventional: Geleneksel

You can use a microwave or cook it in a conventional oven.  /  Mikrodalga fırın kullanabilir ya da geleneksel fırında pişirebilirsiniz.

  • Convention: Kongre, toplantı, düzen, geleneksel yöntem

social conventions  / sosyal toplantılar

  • Conversation: Konuşma, görüşme, sohbet

The main topic of conversation was the likely outcome of the election.  /  Sohbetin ana konusu seçimin muhtemel sonucuydu.

  • Convert: Dönüştürmek, çevirmek, değiştirmek

Hot water is converted to electricity by a turbine.  /  Sıcak su bir türbin aracılığıyla elektriğe dönüştürüldü.

  • Convince: İkna etmek, inandırmak

I’ve been trying to convince him to see a doctor.  /  Onu bir doktora görünmesi için ikna etmeye çalışıyorum.

  • Cook: Pişirmek, yemek yapmak, aşçı

John is a very good cook   /  John çok iyi bir aşçıdır. She was employed as a cook in a hotel.  /  O bir otelde aşçı olarak istihdam edildi.

  • Cooker: Ocak, tencere, fırın, pişirme kabı

an electric cooker  /  bir elektrikli ocak

  • Cookie: Kurabiye, bisküvi, çörek

 

  • Cooking: Yemek pişirme, pişirme, aşçılık, yemek

The restaurant offers traditional home cooking.  /  Restoran geleneksel ev yemekleri sunuyor.

  • Cool: Serin, soğuk, serinletmek, sakinleşmek

I think we should wait until tempers have cooled.  /  Bence sakinleşene kadar beklemeliyiz.

  • Cope: Başa çıkmak, uğraşmak, üstesinden gelmek

Desert plants are adapted to cope with extreme heat.  /   Çöl bitkileri  aşırı ısı ile başa çıkmak için uyarlanmıştır.

  • Copy: Kopya, Kopyalamak, nüsha, çoğaltmak

Everything in the computer’s memory can be copied onto DVDs.  /  Bilgisayarın belleğindeki her şey DVDlere kopyalanabilir.

  • Core: Çekirdek, göbek, merkez

the earth’s core  /  dünyanın çekirdeği

  • Corner: Köşe, köşede, köşeye sıkıştırmak, köşe vuruşu

Write your address in the top right-hand corner of the letter.  /  Mektubun sağ üst köşesine adresinizi yazın. I hit my knee on the corner of the table.  /  Dizimi masanın köşesine vurdum.

  • Correct: Doğru, hatasız, uygun, düzeltmek, doğrulamak

Their eyesight can be corrected in just a few minutes by the use of a laser.  /  Onlar görme yeteneği bir lazer kullanılarak sadece bir kaç dakika içinde düzeltilebilir. Answered all the questions correctly.  /  Bütün sorular doğru şekilde cevaplandı.

  • Cost: Maliyet, fiyat

I didn’t get it because it cost too much.  /  Ben fiyatı çok fazla olduğu için onu almadım. Tickets cost ten dollars each.  / Her bir biletin maliyeti on dolar.

  • Cottage: Kulübe, kır evi

a holiday cottage  /  bir tatil kulübesi

  • Cotton: Pamuk, pamuklu

Use a cotton ball to apply the lotion.  /   Losyon uygulamak için bir top pamuk kullanın.

  • Cough: Öksürük

She gave a little cough to attract my attention.  /  O benim dikkatimi çekmek için biraz öksürdü.

  • Could: Can’in geçmiş hali, -ebilidir, -ebilmek, -ebileceği

I couldn’t hear what they were saying.  /  Ben onların söylediklerini duyamadım. Could I use your phone, please?  /  Senin telefonunu kullanabilir miyim?

  • Council: Konsey, meclis, kurul

In Britain, the Arts Council gives grants to theatres.  /  İngilte’de Sanat Konseyi tiyatrolara hibe verir.

  • Count: Saymak

Billy can’t count yet.  /  Billy henüz sayamıyor.

  • Counter: Karşı, ters, aykırı, tezgah, gişe, sayaç

You need to reset the counter.  /  Sayacınızı sıfırlamanız gerekir.

  • Country: Ülke, memleket

leading industrial countries  /  önde gelen sanayileşmiş ülkeler

  • Countryside: Kırsal bölge

The surrounding countryside is windswept and rocky.  /  Kırsal bölgenin çevresi rüzgarlı ve kayalık.

  • County: İlçe, yerel yönetim bölgesi

county boundaries  /  ilçe sınırları

  • Couple: İki, birkaç, çift, eş, karı-koca, birleştirmek, bağlamak, çiftleşmek

We went there a couple of years ago.  /  Biz bir kaç yıl önce oraya gittik. The couple were married in 2006.  /   Çift 2006’da evlendi.

  • Courage: Cesaret

He showed great courage and determination.  /  O büyük cesaret ve kararlılık gösterdi.

  • Course: Kurs, seyir, rota, yön, koşmak

a two-year postgraduate course leading to a master’s degree  /  İki yıllık lisansüstü kurs yüksek lisans derecesini sağlıyor.

  • Court: Mahkeme, kort (tenis oynanan alan), saray

Her lawyer made a statement outside the court.  /  Onun avukatı mahkeme dışında bir açıklama yaptı.

  • Cousin: Kuzen

She’s my cousin.  / O, benim kuzenim.

  • Cover: Kapak, örtü, kapatmak, örtmek

a cushion cover  /  bir yastık örtüsü

  • Covered: Kapalı, kaplı, örtülü, kapanmış

The walls were covered with pictures.  / Duvarlar resimlerle kaplıydı.

  • Covering: Kaplama, örtü

He pulled the plastic covering off the dead body.  /   Ölünün üzerine plastik örtü çekti.

  • Cow: İnek, büyük dişi hayvan

Cow eats grass  /   İnek ot yer.

  • Crack: Çatlak, çatlama, çatırtı

Cracks began to appear in the walls.  /  Çatlaklar duvarlarda görünmeye başladı.

  • Cracked: Kırık, çatlak

cracked plates  /  çatlak tabaklar

  • Craft: Zanaat, sanat, beceri, hüner, gemi

 

  • Crash: Kaza, gürültü, çarpmak, batmak, parçalanmak

A truck went out of control and crashed into the back of a bus.  /  Bir kamyon kontrolden çıktı ve otobüsün arkasına çarptı.

    • Crazy: Deli, çılgın, çıldırmış, aptal, mecnun

What a crazy idea! / Ne çılgın bir fikir!

  • Cream: Krem, kaymak, kremalı

a cream linen suit  /  bir krem keten takım elbise

  • Create: Oluşturmak, yaratmak

Scientists were disagree about how the universe was created.  /  Bilim adamları evrenin nasıl yaratıldığı hakkında anlaşamadı.

  • Creature: Yaratık, varlık, yaratılmış

She was an exotic creature with long red hair and brilliant green eyes.  /  O, kırmızı uzun saçı ve parlak yeşil gözleri ile egzotik bir yaratıktı.

  • Credit Card: Kredi kartı

All credit cards are accepted at our hotels.  /  Bizim otellerimizde tüm kredi kartları kabul edilir.

  • Credit:  Kredi, alacak, itibar, kredi vermek

a credit agreement  /  bir kredi anlaşması The bank refused further credit to the company.  /  Banka şirkete daha fazla kredi vermeyi reddetti.

  • Crime: Suç, cezalandırmak

the connection between drugs and organized crime   /   Uyuşturucu ve organize suçlar arasındaki bağlantı

  • Criminal: Suçlu, ceza

 

  • Crisis: Kriz, buhran, bunalım

We provide help to families in crisis situations.  /  Biz kriz durumlarındaki ailelere yardım sağlarız.

  • Crisp: Gevrek, sert, kıtır kıtır, canlı, kuru

The air was crisp and clear and the sky was blue.  /  Hava kuru ve açıktı ve gökyüzü maviydi.

  • Criterion: Kriter, ölçüt

The main criterion is value for money.  /  Ana kriter paranın miktarıdır.

  • Critical: Kritik, ciddi, hassas, önemli, eleştirici

a critical moment in our country’s history  /  Ülkemizin tarihinde kritik bir an.

  • Criticism: Eleştiri, tenkit, kınama

People in public life must always be open to criticism  /  Kamusal yaşamdan insanlar daima eleştiriye açık olmalıdır.

  • Criticize: Eleştirmek, değerlendirmek

The decision was criticized by environmental groups.  /  Karar çevre grupları tarafından eleştirildi.

  • Crop: Ürün, mahsül, kısa saç stili

Sugar is an important crop on the island.  /  Şeker adada önemli bir üründür

  • Cross: Çapraz, karşıya geçmek, kesişen, geçmek

They crossed the finishing line together .  /  Birlikte bitiş çizgisini geçtiler.

  • Crowd: Kalabalık, topluluk, yığın

Police had to break up the crowd.  /   Polis kalabalığı dağıtmak zorunda kaldı.

  • Crowded: Kalabalık, sıkışık, dolu

London was very crowded.  / Londra çok kalabalıktı.

  • Crown: Taç, hükümdarlık, taht, taç giydirmek, süslemek

 

  • Crucial: Çok önemli, zor, kritik

The next few weeks are going to be crucial.  /  Önümüzdeki birkaç hafta çok önemli olacak.

  • Cruel: Zalim, acımasız, gaddar, merhametsiz, korkunç

I can’t stand with people who are cruel to animals.  /  Ben hayvanlara karşı zalim insanlarla duramam.

  • Cry:  Ağlamak, haykırmak, çoğlık, bağırmak, çığlık atmak

Her suicide attempt was really a cry for help.  /  Onun intihar girişimi gerçekten bir yardım haykırışıydı.

  • Cultural: Kültürel

Ottoman’s cultural heritage  /  Osmanlının kültürel mirası

  • Culture: Kültür

Istanbul is a beautiful city full of culture and history.  /  İstanbul tarih ve kültür dolu güzel bir şehirdir.

  • Cupboard: Dolap

kitchen cupboards  /  mutfak dolapları

  • Cup: Fincan, bardak, kupa

Would you like a cup of tea?  /  Bir fincan çay ister misiniz?

  • Curb: Frenlemek, sınırlamak, zaptetmek

curbs on government spending  /  hükümet harcamaları üzerinde sınırlandırmalar

  • Cure: Tedavi, iyileştirmek

Doctors cannot effect a cure if the disease has spread too far.  /  Hastalık çok fazla yayılırsa doktorlar tedaviyi etkileyemez. The cure took six weeks.  /  Tedavi altı hafta sürdü.

  • Curious: Meraklı, tuhaf, ilginç, acayip

They were very curious about the people who lived upstairs.  /  Onlar üst katta yaşayan insanlar hakkında çok meraklıydı.

  • Curl: Kıvırmak, bükmek, kıvırma, bükle, lüle

The baby had dark eyes and dark curls.  /  Bebeğin gözleri ve koyu bukleleri vardı.

  • Curly: Kıvırcık, bukleli

I wish my hair was curly.  /  Keşke saçım kıvırcık olsaydı.

  • Current: Akım, akıntı, geçerli, bugünkü

He swam against a strong current.  O, güçlü bir akıntıya karşı yüzdü.

  • Currently: Şu anda, bugünlerde, halen

The hourly charge is currently £35.  /  Şu anda saatlik ücret 35 sterlindir.

  • Curtain: Perde, bölme, perdeyi kapatmak, perdelemek

a shower curtain  /  bir duş perdesi We left just before from the final curtain.  /  Final perdesinden az önce ayrıldık.

  • Curve: Eğri, kavis, viraj, eğmek, bükülmek

The road curved around the bay.  /  Körfez boyunca yol virajlı.

  • Custom: Gelenek, görenek, adet, töre, ısmarlama, sipariş üzerine yapılmış

the custom of giving presents at birthday  /  Doğum gününde hediye verme geleneği.

  • Customer: Müşteri, alıcı

The firm has excellent customer relations.  /  Firmanın müşteri ilişkileri mükemmeldir.

  • Customs: Gümrük, gelenekler

a customs officer  /  Bir gümrük memuru.

  • Cut: Kesmek, kesim, kesik

Blood poured from the deep cut on his arm.  /  Kolundaki derin kesikten kan döküldü.

  • Cycle: Devir, bisiklet, devir yaptırmak, bisiklete binmek

I usually cycle home through the park.  /  Ben genellikle park içinden eve bisiklet sürerim.

  • Cycling: Bisiklete binme

Cycling is Europe’s second most popular sport.   /  Bisiklete binme Avrupanın ikinci en popüler sporudur.  

Bu yazı 98372 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

102 adet yorum var.

  1. Eser dedi ki:

    Teşekkürler güzel bir site ama “M” harfinden sonraki kelimeler neden yok acaba?

  2. The Jordan dedi ki:

    ARKADAŞIM SAGOL AMA M HARFİNDEN SONRAKİLER YOK. KAYNAK SİTEYİ YAYINLA DA ORADAN BAKALIM. YARI YOLDA KOYMAYIN BİZİ.

  3. Cem dedi ki:

    M harfinden devamını bekliyoruz hocam teşekkür ederim

  4. merve dedi ki:

    Merhabalar,güzel bir çalışma olmuş fakat devamını da yayınlar mısınız. Eğer mümkünse klasör halinde bulunuyorsa mail hesabıma atmanızı rica etsem ?

  5. karakuzu dedi ki:

    devamııııııııııııııııı

  6. Yılmaz ÇETİN dedi ki:

    Merhabalar her şeyden önce büyük emek harcayarak, toplum yararına böyle bir çalışmayı paylaştığınız için bütün samimiyetimle teşekkür ederim. Ben Doktora eğitimi için önümüzdeki YDS’ye kendi imkan ve olanaklarımla hazırlanıyorum. Kelime sorularında neye dikkat etmeliyim ve nasıl bir tavsiyeniz olur, ayrıca kelimeler “M”den sonra yok bana rica etsem eposta adresime bu yapmış olduğunuz çalışmanın devamını atarmısınız. Saygılarımla…

  7. yakup dedi ki:

    admin lütfen m harfinden sonrasını yayınlarmısın.

  8. biyolog dedi ki:

    güzel çalışma ellerinize sağlık. M harfinden sonrasını da sabırsızlıkla bekliyoruz.

  9. kelebak dedi ki:

    çok güzel bir paylaşım lakin M’den sonraki kelimeleride bir an önce paylaşırsanız çok büyük hayır duası alırsınız.

  10. gizem dedi ki:

    lütfen M harfinden sonrasını da yayınla

  11. Seyit dedi ki:

    Gerçekten Çoooook güzel bi çalisma olmuş hazirlayanlardan Allah razi olsun…Lütfen bizi yari yolda birakmayin M harfindan sonrakilari da yayinlarsaniz cooook seviniriz…sinava az kaldi… Tekrar Teşekkur ederim….

  12. elif funda kuru dedi ki:

    lütfen en kısa zamanda m harfinden sonraki kelimeleri ekleyebilir misiniz?kelimeler çok güzel ve rahat çalışılıyordu.sınava az kaldı.diğer kaynaklar bu kadar rahat çalışılmıyor.

  13. bilal ÇUN dedi ki:

    Tebrikler çok iyi olmuş emeğinize sağlık çok teşekkür ederim.

  14. ALİ ATEŞ dedi ki:

    EMEĞİNİZ İÇİN ÇOK AMA ÇOK TEŞEKKÜRLER ÇOK FAYDALI OLACAĞINA İNANIYORUM BU ÇALIŞMANIN EMEĞİ OLAN HERKEZE TEŞEKKÜRLER.

    M OLAYDI İYİYDİ 🙂

  15. yasir dedi ki:

    yaz aylarına girdik. Beklemedeyiz..

  16. burak dedi ki:

    devamı yayınlanacak mı acaba?

  17. MEHMET İNCE dedi ki:

    çok güzel birkaynak elinize sağlık allah razı olsun m harfinden sonrasını da gönderebilirseniz çok mutlu olacağız şimdiden teşekkürler

  18. gökhan dedi ki:

    M harfinden sonraki bütün harflerinde eklenmesini rica ediyorum ,nezaman yüklersiniz acaba tam dosyası varsa gmail hesabıma atmanızı istiyorum mümkünse . bu tür çalışmalarınızın çoğalması ile birlikte iyi çalışmalar

  19. yusuf dedi ki:

    admin N harfini bekliyoruz , lütfen ….

  20. Huseyin dedi ki:

    Çok güzel olmuş, fakat yarıda kalmış.

  21. Murat dedi ki:

    Çok güzel bir çalışma Allah razı olsun M den sonrasını da bekliyoruz

  22. gamze dedi ki:

    yaz bitiyor siz daha paylaşmadınız

    • admin dedi ki:

      15 Ağustosta hepsi tamamlanmış olacak efendim.

      • Allah razı olsun admin sonunda tamamliyorsunuz galeba bayadır sizi takip ediyordum ne zaman tamamlicaksiniz diye…bugün farkettim N ve O harfini de eklemiişsiniz…15 ağostusta tamamlarsaniz süper olacak…şimdide emeği geçen herkese teşekkürler ederim….ellerinize sağlık

        • admin dedi ki:

          Rica ederim. Sizden de Allah razı olsun… En kısa zamanda tamamlayacağız inşallah. Saygılar, iyi çalışmalar…

          • Pardon 07.Eylül’e kadar tamamlarsaniz sevinirim diye yazacaktım 15 Ağustos yazmışım 🙂 bi düzeltme yapım istedim 🙂 yine de çok teşekkürler bugün baktım R harfına kadar tamamlamişsiniz….inşallah yakın zamanda tamamlanacaktır….Ellerinize tekrar sağlık

          • admin dedi ki:

            Tamamlayacağız inşallah. Teşekkürler, sağ olun 🙂

  23. benzin dedi ki:

    Admin paylaşım için teşekkürler hepsi tamamlanınca mükemmel olacak herkese iyi çalışmalar.

  24. onur dedi ki:

    Güzel bir çalışma umarım hepsi tamamlanır teşekkürler.

  25. benzin dedi ki:

    15 ağustosta tamamlanacak demiştiniz acaba devamı gelecek mi?

  26. serkan dedi ki:

    sayın admin, elinize emeğinize sağlık. çok yararlı bir paylaşım olmuş ayrıca sitede çok güzel..Allah razı olsun.

  27. Ebru dedi ki:

    Hakkaten cok faydali olmus ya emege saglik kim ya da kimler hazirladiysa, cok tesekkurler. Takipteyim devami da gelir umarim yakinda.

  28. aysu dedi ki:

    Emeğinize sağlık, çok faydalı bi çalışma olmuş.

  29. yunus emre alper dedi ki:

    hiç sevmedim ben bu siteyi şikayiçiyim iyreç aradan cümeleri bulamıyom 1 saat tir dolaşıyom

  30. jeff buckley dedi ki:

    S’den sonrası ne zaman gelecek acaba?

  31. ilgili dedi ki:

    S’den sonrası ne zaman gelecek?

  32. enes dedi ki:

    Emeğinize sağlık.gerçekten çok özel ve güzel bir çalışma herkesin işine yarayacak bir çalışma.Acaba bu kelimelerin word dosyası olarak indire bileceğimiz bir alternatif var mı ? Şimdiden teşekkür ederim.Kolay gelsin 🙂

  33. gunay dedi ki:

    Emeği geçenlere Tesekkurler, guzel çalışmalarınızin devamini dilerim. Cok faydali bir calisma oldu benim için. Sevgiler,,

  34. Zafer(victory) dedi ki:

    Bu kelimelerin çok yararlı olacağına inanıyorum fakat A-Z’ye tüm kelimeler olursa daha iyi olur. Emeğinize sağlık 🙂

  35. ozay dedi ki:

    kelimeler cok asagi seviyede.gunluk konusma yada okumada karsina cok ciktigindan hepsini biliyorum, ahim sahim bilinmeyecek bi kelime yok

  36. Zafer BEKTAŞ dedi ki:

    Merhaba bende sizi kutluyorum elinize saglık

  37. Zafer BEKTAŞ dedi ki:

    Elinize sağlık …

  38. Aydoğan dedi ki:

    Ellerinize kollarınıza sağlık çok güzel olmuş Allah razı olsun

  39. hulya dedi ki:

    S harfinden sonrakiler ne zaman eklenecek acaba? tamamlarsanız çok memnun olurum.

  40. kerem dedi ki:

    kim ne derse desin böylesi bir çalışma başka hiçbir yerde bedava yok. i. hakkı mirici nin kitabı var ama bedava değil. helal size arkadaşlar. yds için birebir. “t” harfinden sonrasını da bekliyorum. emeğinize, elinize kolunuza sağlık…

  41. Aysel :) dedi ki:

    Merhaba. Çok değerli bir paylaşımda bulumuşsunuz teşekkür ediyorum.T harfinden sonrakileri de yayınlarsanız YDS için bulunmaz bir kaynak olacaktır. Bahardaki YDS ye hazırlanan biri olarak dört gözle bekliyorum.

  42. Zafer BEKTAŞ dedi ki:

    Tesekkür ederim

  43. Zafer BEKTAŞ dedi ki:

    inşallah hepimize yararlı olur.sayglarımı sunarım

  44. Zafer BEKTAŞ dedi ki:

    çok teşekkürler

  45. Erkan dedi ki:

    Bunlar YDS kelimeleri değil. Neredeyse hepsi pre-intermediate seviyesi. İnsanların vaktini çalmayın YDS yazarak. Ama ingilizceye yeni başlayanlar için güzel bir kaynak.

  46. Turgay Selim CANGARLI dedi ki:

    Çok güzel bir çalışma… Hepinizin ellerine ve emeklerine
    sağlık..

  47. enigma teras dedi ki:

    Admin S’den sonrası ne zaman yayınlanacak?

  48. kerem dedi ki:

    hocam bu işi yarım bıraktınız. oldu mu şimdi? bir o kadar da takipçiniz olmasına rağmen acaba çalışmanızı tamamlama konusunda çekimser kalmanızın geçerli bir sebebi var mı?

  49. Kubilay dedi ki:

    Merhaba. Çalışma çok iyi! Çok teşekkür ediyorum.

  50. kazim dedi ki:

    Harika bir çalışma olmuş çok dua alıyorsunuz. Haberiniz olsun.

  51. alamarat dedi ki:

    kardeş ellerine sağlık.
    harikasın sen.

  52. Taner dedi ki:

    Bunları buraya koyandan Allah Razı olsun. Süpersiniz. Bu emek takdiri hak eder. o kadar işime yaradı ki… püüüü …. kelimeler kifayetsiz.

  53. zugo32 dedi ki:

    merhaba acaba ne zaman tamamlarsınız diye sorucaktım da çünkü bu yıl son senem ve sınava gireceğim ?

  54. Zehra Aktan dedi ki:

    Merhaba,
    T harfinden sonraki kelimeler nerede ?

  55. Umut dedi ki:

    Allah razı olsun yapandan yaptırandan. YDS’de emek veren bütün arkadaşlara başarılar.

  56. ahmet dedi ki:

    Elinize emeğinize sağlık , umarım en kısa zamanda t harfinden sonrası da gelir.

  57. fatma sönmez dedi ki:

    Çok güzel bir kaynak olmuş hakkınızı helal edin.

  58. okan dedi ki:

    Merhabalar. Bunun rusça icin olan versiyonunu da yaparsaniz cok buuk sevap islersiniz 🙂

  59. Melike Akdoğan dedi ki:

    Merhaba; T harfinden sonrasını da sabır ve dua ile bekliyoruz. 🙂

  60. Bilgehan dedi ki:

    Merhaba. Lütfen ”M” harfinden sonrasınıda yayınlar mısınız sınav kapıda , yaklaştı. Bu arada çok güzel olmuş emeğinize sağlık.

  61. hazelitam dedi ki:

    eksik harflerin devamını ne zaman yayınlıycaksınız acaba dört gözle beklemekteyiz saol çok saolun yardımlarınız için :)))

  62. Caner İLİDİ dedi ki:

    çok başarılı fakat pdf halinde dosya olarak yokmu indirebilmek için

  63. sait dedi ki:

    lütfen t den sonrasını da eklermisiniz

  64. yeşim özbek dedi ki:

    Admin Lütfen U harfinden sonrasını da ekleyebilirmisin lütfen çok çok ihtiyacım var teşekkür ederim

  65. Adem dedi ki:

    Rica etsem T den sonrasin eklermisiniz? Tesekkurler

  66. bekir çelik dedi ki:

    Teşekkürler, çok başarılı bir çalışma olmuş, U harfinden sonrasını da tamamlarsanız çok iyi olur, kolay gelsin, iyi çalışmalar…

  67. Nur dedi ki:

    Elinize saglik peki sadece bu kadar mı?

  68. AZİZMERCAN dedi ki:

    Ellerinize sağlık .Çok güzel ve faydalı olmuş.Teşekkürler

  69. esin dedi ki:

    Allah razı olsun çok faydalı oldu emeğinize sağlık.

  70. emin akbalık dedi ki:

    admin v harfinden sonrasını da koyabilirmisin???

  71. nehir okay dedi ki:

    Merhaba. V harfinden sonrası da eklenecek mi acaba? Şimdiden teşekkürler.

  72. fatih dedi ki:

    Ellerinize sağlık bu güzel ve yararlı paylaşım için, ‘U’ dan sonrasını da sabırsızlıkla bekliyoruz , teşekkürler 🙂

  73. bülent dedi ki:

    Elinize sağlık, hadi son bir gayret, w,x,y,z’yi bekliyoruz.

  74. ÇETİN dedi ki:

    NASIL İNDİREBİLİRİZ.HARİKA BİR ÇALIŞMA ELİNİZE EMEĞİNİZE SAĞLIK

  75. Ahmet dedi ki:

    Çalışma için Allah razı olsun

  76. Şafak dedi ki:

    EMEĞİNİZE sağlık.X,Y,Z bekliyoruz.

  77. urgan dedi ki:

    merhaba, elinize sağlık harika bir çalışma olmuş

  78. Jerfi dedi ki:

    abi bu ne ya! bence bunlar klasik sözlükteki ilk bilmem kaç kelime

  79. Istanbul ithalat - ithal Çin ürünleri dedi ki:

    Pardon adminim. Gördüm. Cevap için çok çok teşekkür ederim.

  80. Oguz dedi ki:

    Hocam iyi günler. Ben bu yayınladığınız kelimelerin çıktısını alıp çalışabilir miyim sizin için bir mahsuru yoksa?

  81. Alper dedi ki:

    Çok kıymetli bir çalışma. Hakkınızı helal edin. Elinize kolunuza zihninize sağlık. Allah razı olsun

  82. ceros dedi ki:

    hocam mrb. YDS altyapım buradaki kelimeleri kopyalayıp cıktısını almam lazım ızın verır mısınız?

  83. Leyla dedi ki:

    Çok teşekkür ederim çok faydalı Allah razı olsun emeklerinize sağlık 😊

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun